Hayat Kanaviçesi Böyle İşler
M. Ziya Gümüş

Hayat Kanaviçesi Böyle İşler

Bu içerik 228 kez okundu.

Uzun yıllar Arapça ile uğraştım. Bu süre zarfında yolum bir gün Suriyeli bir Arab ile kesişti. Kısa zamanda onun yanında çok şey öğrendim. Şu kanaate vardım ki: bir yabancı dil serüvenine girişen biri mutlaka ama mutlaka anadili çalıştığı dil olan birisiyle tanışmalı, görüşmeli, konuşmalı, kaynağından beslenmeli…

Yine bu süre zarfında kapalı dünyam nedeniyle herhangi bir Arap ile görüşemedim. Dünyamın kapalı çarşısından çıktıktan sonra Arap arkadaşlar edinmeyi çok istedim. Herkesin kendi derdine düştüğü bu yenidünya düzeninde bu da kolay olmadı. Dünya küçük bir köy diyorlardı. Öyle bir köy ki, her sabah herkes kendi tarlasına, bağına, bahçesine gider de kimsenin kimseden haberi yok. Küçük bir köy haline gelmiş bu dünyadan, insanlar da birbirinden fersah fersah uzaklaşmıştı.

İşim gereği bir facebook hesabı açayım, dedim. هل هناك من يعرف اللغة العربية؟ هل هناك اشخاص من أصول العرب؟ (Arapça bilen var mı? Arap asıllı kimse var mı? diye bir mesaj attım. Arab arkadaş bulurum umuduyla…

Derken bir gün iradem dışında bir watsap grubuna eklendiğimi fark ettim. Bu bir öğrenci grubuydu. Hepsi Arapça yazışıyordu. Arap olduklarını söylememe gerek yok herhalde. Yanlışlıkla eklenmiştim. Bunu yazışmalardan anlamıştım. Etik olmadığını düşünerek onlara öğrenci olmadığımı ve yanlışlıkla gruba eklendiğimi, Arapçaya büyük merakım olduğunu söyledim. Ve: انا شديد الأكباب على تعلّم العربية diye de ekledim. Kendileriyle tanışmak istediğimi söyledim. Beni hemen gruptan çıkardılar. Ama önceden onlardan birkaç kişinin telefonunu yanımda kayd etmiştim. Onlardan biri bana, kendisinin de Türkçe öğrenmek istediğini söyledi. Birbirimize telefon açtığımızda beş dakika Türkçe, beş dakika Arapça konuşacağımızın esprisini de yaptık. Zaman içerisinde birbirimizi sorduk, birbirimizi daha da yakından tanımaya başladık.

Onlardan biri aslen Arakanlı olduğunu söylemişti. Arakan göçmenlerindendi... Artık Arakanlı, ama Arapçayı anadillerinden dahi iyi konuşan arkadaşlarım vardı… Beş arkadaşıyla beraber Batman’a gelmiş ve yüz yüze de (wechen liwechin) tanışmıştık.

İki hafta önce Rehber TV de Özkan Yaman Hoca’nın sunduğu Pergel programını izliyordum. Konu Doğu Türkistan’da yaşanan mezalimdi… Ben de Özkan Hoca’yı arayıp Arakan mezalimini de gündeme getirmesini talep ettim. Arakan’da yaşananları birinci ağızdan dile getirecek arkadaşlarımın olduğunu aktardım. Allah kendisinden razı olsun, talebimize olumlu karşılık verdi.

Televizyonculuk dilinde “Mikrofonu sana-ona bırakıyorum” diye bir söylem var. Gazetecilik dilinde de “Kalemi sana-ona bırakıyorum” diye bir durum olsaydı, kalemi Özkan Hoca’ya bırakıyorum, derdim. Yazımın devamı için aşağıdaki bağlantıdan devam edebilirsiniz. Çünkü bundan sonra yazacaklarımı zat-ı âlileri yazmış. Ama o da yazısını bitirmemiş üç nokta bırakmış. Sanki o da kalemi birilerine bırakmış… Buyurun buradan devam edin…

https://dogruhaber.com.tr/yazar/ozkan-yaman/15077-biz-yasarken-oldu-her-sey-islah-ve-arakan/

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
kartal küçük     2020-09-19 lütfen uzun yazılar yazmayın
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Macron'a Açık Mektup
Macron'a Açık Mektup
İnternet Deryası Ve Pazarı
İnternet Deryası Ve Pazarı