İslam Ve Cemaatler Üzerine
Erdoğan Demir

İslam Ve Cemaatler Üzerine

Bu içerik 516 kez okundu.

Son zamanlarda en çok tartışılan ve sürekli iki zıt toplumsal gurubun karşı karşıya gelmesine sebebiyet veren cemaat, İslam ve birey kavramları üzerinde biraz durmak iyi gelir diye düşündüm.

Bu duruma ülkemizde ve tüm İslam coğrafyasına genelde iki yönlü bakılır. Birincisi, cemaat gözüyle bakılır ki, bireylerden oluşmasına rağmen genelde bireyi birey olarak kabul etmek istemeyen, onu ancak bir fert, yani cemaate mensup olarak görmek isteyen bir bakış açısı. Cemaatlere göre asıl olan beraber olmaktır ve tek başına kalan, öyle kaldığı sürece yanlıştadır. İkincisi, birey gözüyle bakmaktır ki, cemaatler insanın özünü ve içinde sakladığı cevheri ortaya çıkarmasına negatif bir etki ediyor. Müslüman bireyin özgün olmasını engelleyip, onu robotlaştırıyor. Ayrıca insanın özgürlüğünü sınırlayıp, bireye ancak kendi çizdiği sınırlar içerisinde özgürlüğü veriyor. Kaldı ki İslami birlikteliği en çok engelleyen unsurlar da cemaatlerin kendi aralarındaki tutumlarıdır.

Bu iki farklı bakış açısı arasında çoğu Müslüman birinden taraf olma gereği hisseder. Gelin biz yeni bir pencere daha açıp, üçüncü pencereden bakalım. İslam dininin tamamen bireyi ilgilendiren sübjektif bir yönü olduğu gibi, toplumu ilgilendiren objektif bir yönü de vardır. Yani İslam ve Kur'an, bireyi ilk muhatap olarak almasına rağmen bireysel bir din değildir. Ve İslam birliği beraberliği ve cemaatleşmeyi sürekli teşvik etmesine rağmen cemaatlerin tekeline verilemez.

İslami birliktelik, cemaatlerin birleşmesiyle değil ya da bireylerin cemaatlere karşı birleşmesiyle değil, ancak birey-cemaat birleşmesiyle mümkün olur. Çünkü İslam ve Müslüman her ikisidir. Birbirimizi suçlamak üçüncü bir yanlışı doğurur ve bizim doğrulara en fazla ihtiyacımızın olduğu bu günlerde bunun yapılması doğru olmasa gerek. Bu konuda her birimizin üzerine ayrı ayrı bir iş/görev düşmektedir. Eğer kendimizi bir birey olarak görüyorsak, cemaatleri yok saymayı; cemaat mensubu olarak görüyorsak, bireyselliği gözardı etmeyi terk etmeliyiz.

Örnekle özetleyecek olursak, bir grubun sahada bir grubun da tribünde sahayı izlemekte olduğunu varsayalım. Sahadaki biri, yapılan yanlış hareketleri tribündeki kadar net göremez. Görse dahi en fazla bir kaç tanesini görür, yani bireyi daha iyi görebiliyorken, takımı daha iyi göremez. Bu yüzden dışardan bir müdahaleye ihtiyacı vardır. Aynı şekilde sahanın şartları, zorlukları vs. gibi durumları da tribündeki kişi fark edemez. Etse dahi sahadaki kişi işin içinde olduğu için tribündekinden daha iyi bilir. İşte bu yüzden tribündeki de sahadaki bireyin durumunu gözetmeli ve onu ortamına ve yapabileceği kadarına göre değerlendirip yönlendirmeli.

Rabbim, bizlere hakkı hak olarak gösterip tabi olmayı, batılı batıl olarak gösterip uzak durmayı nasip etsin.
Vesselam…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Şehid Başbağlar
Şehid Başbağlar
Mehmet Şakir Çelebioğlu'nu tanıyalım
Mehmet Şakir Çelebioğlu'nu tanıyalım