Nakdi Ücret Kösteği

Yazarımız Mustafa Gültekin'in kaleminden...

Nakdi Ücret Kösteği
Bu içerik 27 kez okundu.

Nakdi  ücret desteği, bir diğer ismi ile işsizlik maaşı şöyle tanımlanır: Koronavirüs  salgınının ekonomik ve sosyal hayata etkilerinin azaltılması amacıyla, işten çıkarılan ücretsiz izne ayrılanlara işsiz kaldıkları dönem için İşsizlik Sigortası Fonundan  yapılan ödemedir. Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla, nakdi ücret desteği ile istihdama dönüş ve artı istihdam teşviklerinin tutarları asgari ücrete gelen zam oranında (%21.56) artırıldı. Yapılan artışla günlük 39 TL olan nakdi ücret desteğinin 47 liraya yükselmiş oldu. Yani devlet işten çıkarılanlara destek olduğu gibi işe geri alımlarda da işverene destek veriyor.

Bizim asıl konumuz ise; özel (sömürü)sektörünün vatandaşa yaptığı zulüm. Bu arada özel sektörde çalışanının hak ve hukukunu gözetenler bu yazdıklarımdan beri’dir. Özellikle bu zulmü millete reva gören ve çalışan sayıları çok olan şirketler devletin sağladığı bu kolaylığı art niyetli kullanmaya başladı. Bu güruh işin kurnazlığını bulmuş ve hiç gizleme gereksinimi duymadan devletin sağlamış olduğu imkanları kötü emellerine alet ederek zulme devam ediyor. Bir yandan yüzlerce işçiyi ücretsiz izne ayırırken, diğer yandan onların yerine İŞKUR üzerinden de yeni işçi alıyor. Yani iki taraftan da devlete yük olup ekonomiye zarar vermiş oluyorlar. (Y)etkililer bunu görmüyor mu?  Ya da görüyorsa niçin gereğini yapan yok? Nedeni ne olursa olsun, bundan en çok zarar gören, evine ekmek götürmek için sömürüye katlanmak zorunda kalan kardeşlerimizdir.

Birkaç gün önce yolda yürürken eskiden aynı işyerinde çalıştığım bir arkadaşımla karşılaştım. Çok düşünceli görünüyordu. Halini hatrını sorunca, bir konuştu pir konuştu. O kadar dolmuştu ki… Bıraksam saatlerce anlatacaktı. Meğer adamı da ücretsiz izne çıkarmışlar. Bu insanın evi kiralık, evli ve çocukları var. Varın siz düşünün neler çektiğini…

Benzer durumda olan bir akrabamla sohbet ederken duyduklarımı ise zulme direnmenin onurlu bir örneği adeta… Kurumsal ve Türkiye’nin her yerinde şubeleri olan bir şirkette mağaza müdürü olarak çalışan akrabama günde kaç saat çalıştığını sorunca  aldığım cevapla tüylerim diken diken oldu: 12 saat. Çok değil mi dedim. Çok ama bu şekilde çalışmazsak, bize verilen hedefler tutmaz ve çalışan arkadaşlarımızı ücretsiz izne çıkarırlar dedi. “Sizden biriniz, kendisi için arzu edip istediği şeyi, din kardeşi için de arzu edip istemedikçe, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” Buyuruyor Efendimiz(sav). Bir tarafta çalışanın kuyusunu kazan işverenler, öbür tarafta birbirine destek çıkan çalışanlar… Tabi ne kadar dayanırlar bunu kendileri de bilmiyor.

Öğrenme çeşitlerinden biri  en zor zamanlarda öğrenilendir. Daha doğrusu öğrenmek zorunda kalınan. Adı da çaresizlik psikolojisi diye geçerÇaresizlik zamanlarında zihnimiz  kapasitesini zorlayarak yeni yollar ve çareler aramaya başlar. Çoğu zaman  da başarılı olur.Yukarda sözünü ettiğimiz sıkıntıları kendi  imkanlarıyla en aza indirir.  Terminolojide farklı şekillerde açıklansa da ben itikadi boyutuyla ilgilenenlerdenim. Böyle zor zamanlarda zihin farkında olarak veya olmadan Yüce Yaradanımıza yönelir. Kendisine ihtiyaç duyan kullarını da eli boş çevirmiyor Rabbimiz.

Son olarak dikkatimi çeken bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum:’’ TÜİK verilerine göre işsiz sayısı 2020 yılı Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 303 bin kişi azalarak 4 milyon 5 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 0,4 puanlık azalış ile yüzde 12,9 seviyesinde gerçekleşti.’’ Bu rakamları görünce aklıma şu geldi: Acaba bunların tümü sırf işsizlik rakamları azalsın diye mi yapılıyor? Eğer böyle ise; ‘’Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.’’ derim.

Şimdi siz söyleyin. Nakdi ücret; destek mi, yoksa köstek mi?

Selam ve dua ile…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Üniversite (deki tehlikenin farkında mısınız?)
Üniversite (deki tehlikenin farkında mısınız?)
​Cami cemaati Diyanet’in teravih kararına ne diyor?
​Cami cemaati Diyanet’in teravih kararına ne diyor?