Mamoste Bir Şehid: İbrahim Kızmaz

Hayatlarını İslam davası uğruna feda eden şehidler emsal hayatlarıyla sonraki nesillere örnek oldular. Şehadetinin 28. yıl dönümünde, fedakârlığı ve cesaretiyle Müslümanların sevgisini İslam düşmanlarının ise düşmanlığını kazanan Şehid İbrahim Hoca`nın ör

Mamoste Bir Şehid: İbrahim Kızmaz
Bu içerik 460 kez okundu.

İbrahim Kızmaz Hoca, 01.01.1956 tarihinde Batman ili Gercüş İlçesi`nin Akburç (Kelehe) köyünde doğdu. Eğitimini tamamladıktan sonra Nusaybin`e bağlı Tepeüstü (Tılmınar) köyünde yedi yıl boyunca öğretmenlik yaptı. 1984 yılında Nusaybin`e gitti. 06 Ocak 1992`de şehid edilene kadar burada öğretmenliğe devam etti.

İbrahim Hoca, öğretmenlik yaptığı Tılmınar Köyünde İslami çalışmalar yaptı. O dönemler çeşitli sol örgütlerin faal oldukları bir dönemdi. İbrahim Hoca, 1980 öncesi fikir mücadelelerinde İslam`ı savunması ve yaymaya çalışması nedeniyle “Şeriatçı” diye anılmaktaydı. Köylülerle diyaloğu çok iyi olan İbrahim Hoca, komünist düşüncesindeki insanlarla sürekli fikir çatışmalarında bulunurdu. İbrahim Hoca`nın çalışmaları verim verdi ve çevresinde bazı gençler birikmeye başladı. Bunun üzerine tehdit edildi. Defalarca önü kesildi. Çalışmaları engellenmeye çalışıldı. Cesaretiyle tanınan İbrahim Hoca, çalışmalarından taviz vermedi.

İbrahim Hoca, çok kitap okurdu. Gençlere kitaplar okutan aydın bir kişiliği vardı. Tartışmalarda sürekli galip gelir, karşısındakiler ona cevap veremezlerdi. Gençlerin camiye gitmelerini, Kur`an okumalarını ve kitap okumalarını tavsiye ederdi. Bu konularda onlara yardımcı olurdu. İbrahim Hoca, asri kitaplardan haberdardı. Hasan el Benna, Seyyid Kutup, İmam Gazali, Bediüzzaman Said Nursi`nin kitaplarını okurdu.

İslami şuura sahip olan gençler bir güç haline gelince çeşitli ambargolarla karşılaştılar. Bu gençlere selam verilmezdi, selamları alınmazdı. Tarlalarını sürecek traktör bulamazlardı. Herhangi bir ihtiyaçları için şehre gidebilecek araba bulamıyorlardı. Bütün bunlara rağmen insanlarla irtibatı kesmek istemeyen İbrahim Hoca, “Bizim davamız bunu istiyor, selam vermemiz, ihtiyaçlarını karşılamamız gerekiyor, belki kalpleri ısınır” derdi.

İbrahim Hoca, tebliğ çalışmalarını çevre köylere taşıdı. Öğretmenlikten aldığı maaşı köy yollarında harcadı. Ulaşabildiği kadar insana ulaşıp Allah`ın dinine davet ediyordu.

İbrahim hoca, 12 Eylül askeri darbesinden sonra yapılan ilk yerel seçimlerde Nusaybin`de bağımsız olarak adaylığını koydu, fakat yeterli oyu alamadı. Evini Nusaybin`e taşıdı. Buradaki bir ilkokulda öğretmenliğe başladı.
İslam`ın dünya görüşünü hakkıyla idrak eden İbrahim Hoca, İslam`a hizmet amacıyla Düşünce Kitabevi`ni açtı, gençlere verdiği kitaplarla onların da bu şuuru kazanmalarına çalıştı.

Âlim ve imamların İslam davasını sahiplenmeleri için defalarca kapılarına gitti.
İbrahim Hoca, çocukları çok severdi. Onlara çeşitli hediyeler alırdı. Sürekli cebinde çocuklar için bir şeyler taşırdı. Mahallenin çocuklarını sevindirirdi. Ayakkabısı eskiyen bazı öğrencilere ayakkabı alırdı.
Müslümanlara karşı halim ve selimdi. Müslüman kardeşi ne dese kızmazdı velev ki kendisine hakaret dahi yapsa. Fakat din düşmanlarına karşı tavizsizdi. Kendisinin şairliği de vardı ve çok güzel şiirler yazardı. Genelde İslamiyet ve mazlumlar üzerine şiirler yazıyordu. Türkçe yayınlanan Hicret Bant Tiyatrosu`nu Kürtçe`ye çevirdi ve yönetmenliğini yaptı.

İbrahim Hoca, karşılaştığı insanlara selam verir, dertlerini dinlerdi. O kadar ilgileniyordu ki gününün çoğu yolda insanların dertlerini dinlemekle geçiyordu. Güzel ahlakıyla kendini herkese sevdirmişti.
Arkadaşlarına “kalkın kalkın, siz yatıyorsunuz ama küfür gece gündüz durmadan çalışıyor, nedir bu haliniz kalkın uykudan” derdi.

İbrahim Hoca, kitabı okurken ağlardı. Bir yere gitmediği gün evinde kitap okur ibadet ederdi. İbrahim Hoca, gençlere özel ilgi gösterip onlarla çok ilgilenirdi. Evine sürekli gençler gelir, onlara İslam`ı anlatırdı.
İbrahim Hoca taziye evlerine de gidip İslam`ı anlatırdı. O gittiği taziye evlerinde hemen konuşmaz, orada konuşan Âlim ve imamlar onu görünce “hocam buyurun siz de anlatın” derlerdi.

Kendisine Çukubirlik başkanlığı teklifi yapıldı. İbrahim Hoca, kabul etmedi. “Öğrencilerim ilkokulu bitirinceye kadar Kur`an-ı Kerim`i de öğreniyor. Ben onlara hem okul hem de Kur`an-ı Kerim bitirdikleri için iki diploma veriyorum. Ben bu dünyaya bir kere geldim. Ömrümü İslam`a hizmet ederek geçirmek istiyorum. Ben dünya makamı değil ahiret makamı istiyorum” demişti.

Duasında sürekli “Ya Rabbi! Bana izzetli ve şerefli bir şahadet nasip et” derdi.

Şehid edildiği dönem havalar çok soğuktu. Evinde odun ve kömür de yoktu; ama o“kömürüm de odunum da olmasa, benim derdim bunlar değil, derdim Allah`ın davasıdır” diyordu. Allah yolunda her şeyimi vermeye hazırım dedikten sonra “Evet sıkıntı çekiyoruz, fakat öbür dünyada ferahlık bulacağız” derdi.

Nusaybin çok karışıktı. Mürted örgüt, gençler şeriatçı olmuş diyor ve bu çalışmalardan rahatsızlık duyuyordu. Hoca, evinde otururken eve roket attılar, roket çatıyı deldi ama patlamadı.

Tarihler 06 Ocak 1992`yi gösteriyordu, İslam düşmanları okul önünde İbrahim Hoca`yı yaylım ateşine tutarak orada şehid ettiler. Vücudundan 18 tane kurşun çıkarıldı. Allah`u Teâlâ şehadetini kabul etsin.

İBRAHİM HOCA

Ağlama gül, gül ey sümbül
Kederlenme güzel bülbül
Şehadet bize bayramdır
Kimi mevsim hazan olur
Dinmez yara çıban olur
Bu derde şehadet derman olur
Mamoste bir şehid kurban olur
Ey şehid kahraman İbrahim Hoca
Korkusuz Müslüman İbrahim Hoca
Sen ey bülbül, figan eyle
Yanık yanık oku söyle 
Gül için son ağlamandır
Bazen mevsim kar kış olur
İman elde ateş olur
Güneş doğar yine bahar olur
Şehadet dertlere derman olur
Ey şehid kahraman İbrahim Hoca
Korkusuz Müslüman İbrahim Hoca
Feryat oldu dağa taşa 
İbrahimi bir savaşa
Müminler sana hayrandır
Kimi hayal ziyan olur
Bazen dünya zindan olur
Güneş doğar yine bahar olur
Şehadet dertlere derman olur
Ey kahraman İbrahim Hoca
Korkusuz Müslüman İbrahim Hoca 

(Şehidler Kervanı, 6/2)

 

Îro ez fikirîm hinek

Îro ez fikirîm hinek 
Ez ketim behrê bê binî
Min didîtin ‘ecêbin gelek 
Ê kû digrîn ê ku dikenîn 

Min didîtin ê ku dikenîn 
Hemû xwînxwar û ‘asî bûn 
Min didîtin ê ku digrîn 
Hemû û jar û tev tazî bûn 

Min digo qet weha nabe 
Gotin derdê te çiye 
Gotim lazim ev hal rabê
Gotin qey tu jî birçiya 

Gotim însanim xelefim ez
Gotin îro ne meqbûle 
Gotim çima hun cegerbest
Gotin dînê me mensûra

Min digo dînê we îlhad
Digotin me neqandiye
Min digo ma riya ‘ehed 
Digotin ew riya ketiya

Hingê kezebêm şewitîn 
Dil û hinavêm peritîn 
Xwîn û mêjiyê-m lebitîn
Min gazî dikir ketiya 

Gelî tazî û birçiya
Deng bidin min bêjin çiya
Ev çi-j ‘ebdar ‘ebdîtiye 
Ev ğespa li ser me çiya 

Çima em serê xwe nahilînin 
Zulm û te`dê na teşwînin 
Em barê xwe na hemlînin 
Barê go red kir tev çiya

Ne layiqê me ye ev hal 
‘Îşê me bûye qîl û qal 
Ma qey bera hetta çend sal 
Ber dewam bê tağûtiya

Bese rabin em tev û hev 
Govend bikin bi roj û şev
Bigrin çavan vekin û dev
Qêrîn bikin bi haqqaniya

Bibin bakî gelek dujwar 
Ne sed bihêlin ne ti dîwar 
Bibin xencer singa kuffar
Bi limînin şeytaniya 

Em kêlikê tixuba rakin 
Tevê têla berhewakin 
Mezlûma teva bira kin 
Biratiya Îslamîya 

Biratiya musted`efan
 Ji Çîn û Hind û Pakîstan
Bimeşe welatê reşan 
Veger ‘İraq û Sûriye 

Bibin gilok wekî tofan 
Bimeşin ser wê Awrûpan 
Bavêjin qurmê wan sirpan 
Xir û xwar kin iblîsîya 

Serê kehniyê helbirin 
Bes bi vir wirde herin 
Ger fêm bikin qey hun kerin 
Ne ‘Îşekî veşartiya 
 
Gava we kehnî çikandin 
Hevalê Îblîs qelandin 
Rehberê Îslam neqandin
Dem dema xîlafetiya 

Min di dî dengek hat ji kûr 
Li ber me tev zîre û zûr 
Xweda da min gelek hizûr 
Hizûrek xwedî hêvîya

Digo ey ê gazî dike 
Va em hatin sebir bike 
Di wextekî zehf hindike 
Lê hişyar kin wa ketiya 

Mustekbîra hilweşînin 
Gur û mihê tev biçêrînin 
Emrê Rebbê xwe bimeşînin 
Ser mûlkê ‘edaletiya 

Hingê bihna min fireh bû 
Dilê Bîlal gelek şah bû 
Ha dil da bû ha can da bû 
Diber hikmê Îslamiya

(Şehid İbrahim Hoca)
 
İbrahim Hoca

Hayatıyla nice örnek ve önder insan vardır. Şehid İbrahim Hocamız (Rahmetullahi Aleyh) da bunlardan biridir. Hayatı, üzerinde tefekkür edilip dersler çıkarılması gereken bir hayat olduğundan bir vefa borcu olarak yazmaya karar verdim. Epey bir emek vererek anı/hatırat türü bu çalışmayı yazabildim.

20 yılı aşkın (1972-1992 arası) bir süre, değişik vesilelerle sürekli bir beraberliğimiz oldu. Ondan bire bir istifade ettim. Böyle bir şahsiyetin hayatı yazılmalıydı ki benim gibi mazlum coğrafyamızın şimdiki ve gelecek nesilleri de istifade etsin.

Hoca; öğretmen, abid, alim, amil, ehl-i vakar, elinin kazancını yiyen, dava adamı, tebliğci, yardımsever, cömert, söylediklerini lisan-ı hal ile yaşayan ve İslam davasına genç nesilden başlayarak adam yetiştiren ender bir davetçiydi.

mardin nusaybin şehid ibrahim kızmaz mamoste mardin medya haber öğretmen
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Üniversite (deki tehlikenin farkında mısınız?)
Üniversite (deki tehlikenin farkında mısınız?)
​Cami cemaati Diyanet’in teravih kararına ne diyor?
​Cami cemaati Diyanet’in teravih kararına ne diyor?