Bir Hidayet Öyküsü – Rezzak Rabbim Yetişir

Salim Öztoksoy'un kaleminden Rezzak olan Allah'ı unutmadan hamdedip, elinden geleni yapanlara dair dikkat çekici ve duygulandıran hikaye..

Bir Hidayet Öyküsü – Rezzak Rabbim Yetişir
Bu içerik 651 kez okundu.

Sürekli sorulan soru; tıp çalışanlarının maaşları artacak mı, enfekte olmaları nasıl önlenecek vs. Her meslek dalının riskleri vardır. Ben genel müdür pozisyonumu bırakıp kendi firmamı kurduğumda, her ay aldığım dolgun maaşımı artık alamayacağımı, ama işleri doğru bildiğim şekilde yönetebileceğimi, istediğim branşlarda faaliyet göstereceğimi ve fikirlerimi uygulayabilirsem, işlerimi geliştirip belki de binlerce işçiye istihdam sağlayabileceğim ve her işçinin sorunlarıyla bire bir ilgilenebileceğim bir işletme şekli hayalimi gerçekleştirme şansı bulacağımı düşünerek başladım.

Bu serüvende tüm birikimimi de kaybedebileceğimi biliyordum. Kendi aldığım riskler hariç, Tansu Çiller'in 5 Nisan kararları, Ecevit'in suratına fırlatılan anayasa kitapçığı, '99 depremi, gecelik faizlerin yüzde 4000’lere fırlaması gibi devletten ve doğal afetlerden gelen riskler de cabası oldu. Ama bir defa bile, "Devlet bize yardım etsin" türküsü söylemedim. Bazı ofislerimi kapattım, arabalarımı sattım, ama çalışanlarımın ücretlerini günü gününe ödedim. Tercih kiminse, tercihin, olumlu veya olumsuz getirileri de tercih sahibine aittir.

Bir afet, salgın, savaş veya ekonomik krizde, yuvada bekleyen henüz gözü açılmamış minik kuşların annesinden mama beklemesi gibi hemen devlet anaya dönüp, benim fabrikalarıma, İsviçre'de şişkin banka hesaplarıma, galeri haline getirdiğim antika araba koleksiyonuma zarar gelmesin, işçilerin maaşını ödemek bana zor geliyor, çünkü bu ortamda alıştığım yüksek kâr marjlarını gerçekleştiremiyorum diyen paçoz, sözde iş adamlarına bir şey demeye terbiyem müsaade etmiyor. Bakıyorum küçük esnaf hamdediyor, sabrediyor ve gerekirse bulgur pilâvına talim ediyor, ama devlete yük olmuyor.

Geçen hafta uzun zamandır yaptırmamız gereken ve ertelediğimiz bir ev eşyasını almaya karar verdik. Başka bir alışverişimizden tanıdığımız esnafı Pazar akşamı aradım. Hatta eşim, “Ya bu kadar ertelemişken neden yarını beklemiyorsun da Pazar, Pazar arıyorsun?” dedi, haklı olarak. Ama ben, hani bilirsiniz bazen sebebini bilmediğiniz bir şekilde yönlenirsiniz bir işi yapmaya ya, tam öyle oldu. Aradım ustayı, tarif ettim, o da Pazartesi fiyat çalışması yapıp bana döneceğini söyledi.

Ertesi gün aradı, anlaştık. Salı akşamı da teslimat için geldi. Koronadan, piyasadan bahsettik. Sürekli hamdeden iyimser usta, sohbetteki samimiyet ve güven sonrası acı bir tebessümle, “Abi, Allah senden razı olsun” dedi. Şaşırdım, “Hayırdır” dedim. “Abi, sen beni aradığında, ben evde oturmuş, yeni bir sipariş ve kazanç olmadığı için yanımda çalışanlara haftalıklarını nasıl verebileceğimi bilmez bir şekilde düşünüyor ve dükkânı kapatmaktan başka bir yol olmadığını görüyordum ki, sen aradın. Birden moralim düzeldi, hatta Rabbime karşı utandım ki, Rezzak olan Rabbim her sıkıştığımda yetişmişti. Ertesi gün tam seninle anlaşıp işe koyulmuştum ki, senin sipariş ettiğinin aynısından bir sipariş daha geldi” dedi. Çok duygulandım ve yuvarlak olsun diye kırdığım küçük meblağı da tekrar fiyatın üzerine ekledim. Bu defa, “Almam” diye tutturdu. “Abi, seni Allah gönderdi, o pazarlık bitti, almam” diyordu. Dedim; “Sen almazsan, ben uykusuz kalırım. Al istersen çıraklara dağıt.” Neyse, sonunda kabul etti.

Salim Öztoksoy

salim öztoksoy hamd şükür rızık
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Macron'a Açık Mektup
Macron'a Açık Mektup
İnternet Deryası Ve Pazarı
İnternet Deryası Ve Pazarı