Akşit: Kur’an’ı Anlamak İçin Hiçbir Engel Yoktur

Ziya Gündüz'ün Müftü Vehbi Akşit ile Ramazan ve Kur'an üzerine yaptığı röportajı sizinle paylaşıyoruz.

Akşit: Kur’an’ı Anlamak İçin Hiçbir Engel Yoktur
Bu içerik 196 kez okundu.

 

İstanbul Çekmeköy İlçe Müftüsü Vehbi Akşit hoca ile Ramazan ve Kur’an üzerine konuştuk.  Yüce Rabbimiz Kitabı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Bu ilahî kelam ki, üzerinde hiçbir şüpheye yer yoktur. Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara bir rehber [olarak indirilmiş]tir.” (Bakara, 2/2)  Kur’an inananlar için, hayatı anlamlı kılmak adına bir yol haritasıdır. İşte bu minvalde Vehbi Akşit hocamız önemli tavsiyelerde bulundu. Vehbi Akşit hoca, “Kur’an ahlakını hâkim kılmak için Kur’an’ı okumalı ve ahlaki ilkeleri hayata geçirmeliyiz”  dedi.

Hocam, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1968 Adapazarı doğumluyum. 1986 Adapazarı İmam Hatip Lisesi, 1990 Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuyum. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Konya Selçuk Dini Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi 3. Dönem mezunuyum. Diyanet İşleri Başkanlığı’nda İmam Hatip, Müezzin Kayyım, Kur’an Kursları Müdürü, Vaiz ve Müftü olarak görev aldım. Muş Korkut, Malatya Pütürge, Afyonkarahisar Başmakçı, Kocaeli İl Vaizi, Belçika Din Görevlisi, Aydın Kuşadası Müftüsü ve en son 28 Şubat 2020 tarihinden beri İstanbul Çekmeköy İlçe Müftüsü olarak görev yapmaktayım. Din Eğitimi alanında “İstanbul Haseki ve Konya Selçuk Eğitim Merkezlerindeki Derslerin Program Yönünden Değerlendirilmesi” konulu yüksek lisans mezunuyum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Çalışmalarımı www.vehbiaksit.net ve www.vaazsitesi.net sitelerinde yayınlıyorum.

Malum ramazan ayındayız. Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Ramazan’ı nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Ramazan ayının en önemli ibadeti oruçtur. İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yemeden, içmeden ve cinsel ilişkiden uzak olmamız gerekiyor. Normal zamanda helal olan bu fiiller, Ramazan ayında bu vakitlerde yasaklanıyor. İftardan imsak vaktine kadar ise helal oluyor. Bir Müslüman Ramazan ayında midesine oruç tutturduğu gibi eline, ayağına, gözüne, kulağına ve tüm bedenine oruç tutturmalıdır. Namaz ibadeti beş vakit farz. Bu namazları vaktinde kılmaya özen göstermeli, özellikle korona virüs günlerinde ailesi ile birlikte cemaat yaparak kılmalıdır. Günde beş vakit namazların öncesinde ve sonrasında Kur’an’dan bölümler okumalı. 30 cüz olan Kur’an’ı 30 günde bitirmeye çalışılmalı, ayrıca konu bazlı Kur’an bu cüzlerde ne anlatıyor, surelerin manası, ana konuları nelerdir, bütün bunlar mütalaa edilebilir. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığımız Ramazan ayı boyunca mukabele, sohbet, mesneviden dersler, iftar ve sahur sohbetleri, bir cüz üç mesaj gibi ana konuları gündeme alıp, seyirciye aktarmaktadır. Camilerin kapalı olması sebebiyle il ve ilçe müftülüklerimiz sosyal medya kanallarında dini sohbetler yapmakta, camiye gelemeyen cemaatine sosyal medyadan ulaşarak onların Kur’an ile hemhal olmasını çalışmaktadır. İftar vakti de Kur’an ile meşgul olunabilir veya televizyonlarda yapılan sohbet programları takip edilmelidir. İftar saati özel bir saat, iftardan önce aile büyüğü baba veya anne iftar duası yapmalı, daha sonra çocuklardan dua yapabilecek olanlar da sıra ile dua yapmalı, iftar sevincini hep birlikte yaşamalıdır. Özellikle Ramazan ayına mahsus ibadet olan teravih namazlarını evlerinde kendi başına veya mümkünse ailecek kılmaya özen göstermek gerekiyor. 20 rekât çok gelir, ağır gelir ise, yatsı namazından sonra en az 8 rekât teravih namazı kılınmalıdır. Sonra bir müddet uyumalı. Sahur için kalktığında abdestini alıp önce teheccüd namazı ardından vitir namazı kılarak sahur yemeği yemelidir. Sahura mutlaka kalkmalı ve bu bereketten istifade etmelidir.

Kur’an’ı anlamak için nasıl bir yol izlemek gerekiyor?

Kur’an’ı anlamak için bugün önümüzde hiçbir engel yoktur. Basılı, görsel ve dijital alanda Kur’an-ı Kerim’i anlamak için yüzlerce kaynak vardır. Artık cebimizde taşıdığımız telefonlarda onlarca cilt tefsiri taşıyoruz. İnternette arama yaparak istediğimiz sureye ve ayete onun tefsirlerine ulaşmak mümkündür. Yüzüne okumayı bilmeyenler önce kolay metotlarla öğrenebilir. Daha sonra bir plan dâhilinde Kur’an’dan sure sure ayet ayet okuma yapabiliriz. Önce kolay bir meal ama kısa bir tefsiri olan bir eserden takip edebiliriz. Daha sonra derinlemesine inceleme yapmak istersek, daha teferruatlı tefsirlere, konulu tefsirlere müracaat ederek okuma yapabiliriz.

Kur’an’ı sadece ramazanda mı okumalıyız?

Malumunuz, Kur’an-ı Kerim, 610 yılında, Peygamberimiz 40 yaşında iken Ramazan ayında ve Kadir gecesinde Peygamberimize nazil olmuştur. Oku emriyle başlayan bu ilahi emir, 23 sene gibi geniş bir zaman diliminde sure sure, ayet ayet nazil olmuştur. Ramazan ayında Cebrail Aleyhisselam ile Peygamberimiz o güne kadar inen ayetleri karşılıklı mukabele usulüyle kontrol ediyorlardı. İşte bugün Müslümanların camilerde, evlerde, sosyal medyada takip ederek bir kişinin okuduğu ve cemaatin takip ettiğini görüyoruz. Ramazan ayında Kur’an nazil olduğu için, Ramazan ayında okunması daha fazla oluyor. Ancak bunu bütün seneye yaymak lazım. Her gün Kur’an’dan bir sayfa, beş ayet, bir cüz ne kadar okuyabiliyorsak okumalıyız. İnsan ömrünü hesap edemez. Ancak madem Kur’an 23 sene gibi uzun bir zaman diliminde nazil oldu. Bundan dolayı kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaparak bir Kur’an okuma takvimi oluşturulabilir. Yani en azından namazda okuduğumuz Fatiha, Fil-Nas arasındaki surelerin mealini ve tefsirini iyi bilmek gerekiyor. Daha sonra, Yasin,, Mülk, Fetih ve Rahman sureleri gibi sureler  meal ve tefsirleriyle birlikte okunur. Daha sonra da diğer sureler belirli bir plan dahilinde okunur.

Kur’an tefsirlerinde nasıl istifade etmeliyiz?

Kur’an Tefsirleri, Kur’an’ın çok geniş açıklamalarını ihtiva eden eserlerdir. 5 cilt, 8 cilt, 10-15 hatta 30 cilde varan tefsirler var. Peki, insanlarımız bu tefsirlerden nasıl istifade edecek. Malumunuz Diyanet İşleri Başkanlığımızın “Kur’an Yolu” isimli 5 ciltlik tefsiri var. Basılı ve dijital olmak üzere ulaşma imkanı var. Belirli bir plan dahilinde tefsir okumaları yapmak lazımdır. Mesela ben Kütahya’da Kur’an Kursları Müdürü iken, bir tefsir gezek geleneği vardı. Her hafta bir arkadaşın evinde toplanıp, başlangıçta çay ikramı olan daha sonra bu meclise katılanların elinde bulunan tefsirlerden ayından ayına dediğimiz belirli bir konuyu ihtiva eden ayetleri önce mealinden okuyorduk. Daha sonra, Kur’an Yolu Tefsiri, Tefhimül Kur’an, Fizilalil Kur’an, Elmalılı Hamdi Yazır’ın Hak Dini ve Kur’an Dili isimli eserinden konu ile ilgili bölümün tefsirleri okunuyor en sonunda da dersi yöneten hocamız genel bir değerlendirme yaparak ve ardından dua ederek bitiriyordu. Sonunda da meyve ikramı oluyordu. Böylece her hafta Kur’an’dan bir bölümü okumuş ve anlamış oluyorduk. Bu geleneği biz kendi evimizde ve çevremizde üç beş arkadaş bir araya gelerek geliştirmeli ve devam etmeliyiz ki Kur’an ile birlikteliğimiz daim ve bereketli olsun.

Toplumuzda Kur’an ahlakını hâkim kılmak için ne yapmalıyız?

İslam Dininin kendisiyle gönderildiği son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin alemlere rahmet olarak gönderilmesiyle beraber ön plana çıkartılan en önemli özelliği ise, ahlakıdır. Yani Peygamberimizin getirdiği Kur’an ahlakı idi. Bir ayette Efendimiz için şöyle buyrulmaktadır: “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem, 68/4.) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” ( İmam Malik, Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8.) diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Hazreti Aişe annemize Peygamberimizin ahlakını soran sahabilere “Siz Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlakı Kur’an’dı (Müslim, Namaz, Hadis No: 746.)diye cevap vermiştir.

Güzel ahlak teşvik edilirken, çirkin huylar ise kınanmıştır. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz bizlere güzel huyları yerine getirmemizi emretmekte, çirkin huyları ise bize yasak kılmaktadır. Ayet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 16/90.)

Kur’an ahlakını hâkim kılmak için Kur’an okumalı ve ahlaki ilkeleri hayata geçirmeliyiz. Bu dünya hayatında Rabbimizin ve insanların rızasını kazanmak için adaletli olmalı, iyilik yapmalı, doğru söz söylemeli, tevazulu, iffetli ve sabırlı olmalı, bizde olanları olmayanlara aktarmak suretiyle yardımda bulunmalı, yalan söylememeli, insanları zan altında tutmamalı, gıybet etmemeli, iftirada bulunmamalı, cana kıymamalı, haksız kazanç yollarının tümünden uzak kalmalı, fuhşiyata ve zinaya düşmemeli, gayri meşru yolların tümünden kaçınmalı, kibri hayatımızdan çekip almalı, insanları alaya almamalı, insanlar arasında fesat çıkarmamalı ve haset etmemeliyiz ki Kur’an ahlakı 24 saat hayatımıza hakim olsun. Namazın 5 vakit ancak ahlaklı olmanın 24 saat farz olduğunu unutmamalıyız.

Kur’an ile ilgi Hz. Muhammed (s.a.s.) neler tavsiye etmiştir?

Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.s.), hayatı ile adeta Kur’an’ın mütercimi ve müfessiri idi. Nazil olan ayetleri ümmetine aktarıyor ayrıca vahiy katipleri vasıtasıyla da yazdırıyordu. Hem ezberleniyor hem de yazı ile korunuyordu.

Kur’an’ı okuyup manası anlaşılmaya çalışılmalıdır. Müslüman mensup olduğu dinin yüce kitabını yüzüne okumaya çalışmak için zaman ayırmalıdır. Çünkü Peygamberimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, Osmân İbni Affân radıyallahuanh’den rivayet edildiğine göre, şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)

Peygamberimiz İbni Abbâs radıyallahuanhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)

Yani Müslüman kendisine Kur’an’dan aklında hangi ayetler var dendiğinde manası ile birlikte ifade edebileceği ayetleri ezberlemelidir.

Kur’an hayatın bir parçası haline nasıl getirebiliriz?

Tabi bu bir meleke meselesi. Plan program yapmak lazım. Madem ki Müslümanız o halde, mensup olduğumuz dinin kitabını okumak gerektiğini unutmamalıyız. Günde bir ayet, 5 ayet, bir sayfa gibi temel prensipler geliştirerek mutlaka Kur’an ile buluşmalıyız.

Sizce Kur’an’ın sadece Arapçasını öğrenmek ve okumak yeterli mi?

Peygamberimiz Arabistan topraklarında yaşıyordu. Kendisi Araptı ve yaşadığı toplum da Araptı. Bundan dolayı anlaşılsın diye Kur’an Arapça nazil oldu. Yusuf Suresinin ikinci ayetinde Yüce Rabbimiz: “Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik.” buyurur. Yani yaşayan toplumun dili ile nazil olmuştur. O halde Arapça okumayı öğreneceğiz. Çünkü biz namazlarımızda Kur’an’dan bir bölüm okuyarak ibadet yapıyoruz. Sadece Arapça olarak yüzüne okumayı yeterli göremeyiz. İkinci husus öncelikle namazda okuduğumuz başta Fatiha suresi olmak üzere Fil Suresinden Nas suresine kadar namaz sureleri diye bildiğimiz bu surelerin manalarını da bilmek bize namazda ne okuduğumuzu, Rabbimizle ne konuştuğumuz açısından önemlidir.

Kur’an’ın ilk emri olan ayeti ışığında okumaya dair neler söylemek isteriniz?

Kur’an’ın ilk emri “Oku” olmuştur. Ama ne okunacağı söylenmemiştir. Nasıl okunacağı söylenmiştir. Yaratan Rabbinin adıyla oku. Bismillah diyerek oku denmiştir. Yani tabiatı oku, fizik, kimya, edebiyat oku. Nasıl okuyacağız? Yaratan Rabbimizin adını anarak Bismillah diyerek okumak gerekir.

Son olarak konumuzla ilgili neler söylemek istersiniz?

İçinde bulunduğumuz bu korona virüs yüzünden, içe kapanmak öze dönmek zorunda kaldık. Aile olarak birlikte olduk. Mesela ben çok uzun zamandır çocuklarımla birlikte bir Ramazan ayı geçirmemiştim. Her şeyde bir ibret vardır. Bunlardan istifade etmek gerekir…

Bir örümcekle Peygamberimizi koruyan Yüce Rabbimiz, bir virüsle dünyaya gücünü gösterdi. Dünya üzerinde her gün 27.000 insan açlıktan ölürken, dünyanın hiçbir yerinde bu konuda bir ses çıkmadı. Eğer sadece fakirler ölseydi dünyanın umurunda olmazdı.  Ancak korona virüsü, zengin fakir ayırt etmediği için tüm dünyanın endişesi bu. Afrika’da açlıktan ölenler kimsenin dikkatini çekmezken, virüs zengin fakir dinlemediği için önemsendi.

Aslında bir imtihan içindeyiz. Bakara suresi 155. Ayetinde, “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele” diyor Rabbimiz. 5 şey ile imtihan edileceğiz: Korku, Açlık, Mallar, Canlar ve Ürünler ile imtihan edileceğiz.

Önce Avusturalya’da develer dünyanın gözü önünde çok su içiyor diye helikopterlerle öldürüldü. Dünya bunu izledi. Rabbim fırtına ve sel felaketleriyle onları imtihan etti. Gözle görülmeyen bir virüs yüzünden birbirimize sarılamıyoruz. Camilerimiz kapandı, cemaatimiz camilere hasret kaldı. Bu virüs bizlere, Allah’ın ne kadar büyük, insanın ne kadar aciz, temizliğin ne kadar önemli, tedbirin ne kadar gerekli, sağlığın ne büyük bir nimet, dünyanın ne kadar fâni, ölümün ne kadar yakın olduğunu öğretti.

Kimse kimseyi beğenmiyordu. Ne oldu?

Ne doktor kaldı ne hasta. Hastaneye bile gidemiyoruz. Ne öğretmen kaldı ne öğrenci. Okula bile gidemiyoruz. Ne hoca kaldı ne cemaat. Camiye bile gidemiyoruz. Ne esnaf kaldı ne müşteri. Çarşıya bile inemiyoruz. Ne komşu kaldı ne akraba. Dışarı bile çıkamıyoruz. Kıymet bilmedik, şükretmedik, sabretmedik, şımardık.

Rabbimiz bizleri bu sıkıntılardan kurtarsın. Yeniden camiler, okullar açılsın ve hayata yeniden dönelim.

Rabbimiz bizleri, Ramazan-ı şerifin evvelinde rahmete, ortasında mağfirete ve sonunda da cehennem azabından kurtuluş beratımızı alanlardan eylesin.

Bana böyle bir fırsat verdiğiniz için de çok teşekkür ediyorum.

Hocam, bize kıymetli zamanınızı ayırdığınız için size çok teşekkür ediyoruz.

Ziya Gündüz

ramazan kuran meal tefsir
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Mehmet Şakir Çelebioğlu'nu tanıyalım
Mehmet Şakir Çelebioğlu'nu tanıyalım
Özgürlük
Özgürlük