Bir Hidayet Öyküsü – Allah Dilediğine Hidayet Verir

Salim Öztoksoy'un kaleminden kendini yetiştirmiş, bilinçli bir ateistin hidayetine dair bir dikkat çekici ve duygulandıran hikaye...

Bir Hidayet Öyküsü – Allah Dilediğine Hidayet Verir
Bu içerik 522 kez okundu.

Almanya'daki şirketime ek olarak bazı distribütörlükler de alarak İstanbul'da da bir şirket kurmuş, hatta zamanımın çoğunu İstanbul'daki şirketimde geçirmeye başlamıştım. Tabii, taze iman etmiş biri olarak etrafımda her şeyi farklı görüyor, her günü hayret ve şükür halinde yaşıyordum. Doğal olarak bu, kullandığım kelimelere ve konuşma tarzıma da yansıyordu. Zaten ilk iman ettiğim günler ve haftalarda, yaşamış olduğum bu muhteşem olayı insanlarla paylaşıyor, onlara, "BİLİYOR MUSUNUZ, GERÇEKTEN ALLAH VAR" diyordum.

Çevremdekilerin cevabı ise, coşkudan uzak, sanki ben Kadıköy-Taksim dolmuşlarının nereden kalktığını söylemişim gibi, "Ee, var tabii, biliyoruz" diyorlardı. Hem Allah'ın varlığını bilip hem de Allah yokmuş gibi yaşamaları beni gerçekten şaşırtmıştı. Şaşkınlığımı bile göstermeden izliyordum artık...

Ve anlamıştım ki, onlar 'atalarının dinine uygun' yaşıyorlar. Yani, rakımı içerim, ibadetleri yaşlanınca düşünürüm, faizsiz olmaz, vergi veriyoruz o da zekât sayılır vs vs. Anlaşılan, bu kadar geç bulduğum hayatımın en değerli hazinesini kimse benimle paylaşmak istemiyordu.

O sırada ortağımın ablası İstanbul dışından gelmiş ve 1-2 hafta ortağıma misafir olacaktı. Ortağım beni ikaz etme ihtiyacı duymuş olacak ki, “Salim, lütfen ablama tebliğde falan bulunma. Ablam çok kitap okuyan, çok köklü, bilinçli bir ateisttir” dedi. Biraz alınmadım değil. “Dinde zorlama yoktur, ablan istemedikten sonra ben niye anlatayım ki” dedim ve konuyu kapattık.

Ablası çarşı pazar dolaştıktan sonra ofise geliyor ve genelde bizimle beraber oturuyordu. Ben telefonda bile biriyle Allah ve Resulü hakkında bir şey söylesem, yüzünü buruşturuyor, hatta her "Efendimiz (sas)" dediğimde, odayı bile terk ediyordu.

Sanırım ortağımın ablasının geldiğinin üçüncü günüydü ki, Frankfurt'taki şirketimizdeki faaliyetler için ortağım üç günlüğüne Almanya'ya uçmak durumunda kaldı. Bana da, ablasının kendisi yokken evde sıkılacağı için ofise gelip, benim odamdaki diğer bilgisayar başında zaman geçirmek istediğini, ama benim lütfen onunla İslâm hakkında konuşmamamı tekraren tembih etti. Zaten ilk dediğinde de alınmış olduğum bu ikaza ben de cevaben, "Sen hiç merak etme, her gün ona İslam'ı anlatacağım. Sen gelene kadar ablan namaza bile başlamış olur" dedim. O da bunun bir ironi olduğunu bilerek, “Ya yaa, tam da buldun” dedi.

Ertesi gün abla hanım karşımdaki masada ben de yoğun işlerim ve vakit namazlarımla günümüzü geçiriyorduk. Ha, bir de benim Fatiha Suresini bile bilmeden iman etmiş biri olarak sümenimin altında ezberlenmesi gereken namaz sureleriyle hemhal oluşum vardı.

Bu arada ortağımın ablasının eşiyle bir anlaşmazlığı olduğunu ve karar aşamasında olduğunu da kendinden dinledim. Zaten çevremde fahri aile danışmanı olarak bilindiğim üzere ona da yardımcı olmaya çalıştım. Tabii bu defa Kur'an'ı temel alarak.

Bu sohbetler sırasında bir konuyla ilgili bir ayeti içerik olarak örnek verdiğimde, çok hoşuna gitti ve "Bir dakika bu sözü yazmam lâzım" dedi. Tane tane söyleyip yazdırdım, sonra bana dönüp, "Kim söylemiş bu sözü" dedi. “Allah” dedim. Hem biraz kızgın hem de şaşırmış olarak, "Ben ciddi bir soru sordum, lütfen konuyu dinine bağlama" dedi. “İyi de sevgili Kardeşim, bu bir ayettir, yani Allah kelâmı. Ne yapayım, sen ateistsin diye yalan uydurup senin hoşuna gidecek Amerikalı veya Alman bir filozof ismi mi uydurayım?” dedim. Hiç bir şey demeden önündeki sümene yazmış olduğu sözü tekrar tekrar okudu ve sonra, geç olmuş benim gitmem lâzım diyerek ofisten çıktı.

Ertesi gün epeyce geç geldi. Hiç bir şey sormadan, hatta göz teması bile kurmadan kendi işlerime yoğunlaştım. Akşam ofis çalışanları paydos ettiğinde, halâ gitmemiş, benim odamda bilgisayarla ilgileniyor görüntüsü veriyor ve lâfa nereden gireceğini bilemiyor bir haldeydi. Ben de üzerine gitmedim, ama tam ofisten çıkmak üzereyken, "Duyduğuma göre sen çok kitap okuyormuşsun, evin kitapla doluymuş. Sana 90 sayfalık bir kitap versem okur musun?" dediğimde, yüzünü buruşturarak verdiği cevap, “Dinî bir kitapsa istemem” oldu. Ben de, “Dinî denmez de bir Müslüman yazarın kitabı” dedim. “İstemem” dedi. “Niye? Neyden korkuyorsun? Senin 2 saatte okuyup bitireceğin bir kitabın hayatını değiştirmesinden mi?” dedim. Bir kahkaha atarak, "Yok artık" dedi. Ben de kendisine Mehmed Alagaş'ın TAŞ'ını uzatıp, “Al-al” dedim, “Korkma ısırmaz, götür eve istersen okuma.”

Ertesi gün öğleden sonra ofise geldi. Dut yemiş bülbül gibi sessizdi. Ben de hiç bir şey sormadım. Tüm öğleden sonrayı tek kelime etmeden geçirdik. Tam ofisten ayrılırken, “Ne oldu kitabı okudun mu?” diye sordum. O da, “Okuyorum” dedi. Bu kadar hızlı kitap okuyan birinin 90 sayfalık bir kitabı halâ okuyor olması, iyi bir şeydi.

Ertesi gün biraz daha rahatlamış gibi, “Benim bu kitap ve içindekilerle ilgili bazı sorularım var” dedi. Allah'a şükürler olsun, zaten en önemlisi nefsini ve inkârda inadını yenip bu noktaya gelmesiydi.

Ortağım Almanya'dan döndüğünde, ablası henüz namaz kılmıyordu, ama tahkikî bir iman için gereken tüm soruların cevabını almak için bütün gün peşimden ayrılmıyordu.

Ve evine döndü. Eşine aralarındaki anlaşmazlıkların çok ufak tefek şeyler olduğunu anladığını, ancak kendisinin artık İslami şartlara göre yaşayacağı için evinde içki vs. olmaması gerektiğini ve kocasının da iman etmesi gerektiğini söylediğinde, o kendisine deli gibi aşık olan ve her kaprisini çekmiş olan kocası bunu kabul edemedi. Ayrıldılar...

Şimdi beş vakit namazında ve her gününü “Allah rızası için ne yapabilirim?” diye düşünerek geçiriyor. Eskiden bencil ve şımartılmış biriyken, şimdi müşfik, sabırlı, iyi bir evlât ve benim gördüğüm kadarıyla iyi bir kul olarak yaşıyor.

Salim Öztoksoy

hidayet iman ateizm hikaye öykü salim östoksoy
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Mehmet aydın     0000-00-00 ALLAH(C.C)dilediğini hidayete erdirir RABBİM bizi de bilinçli müslümanlardan eylesin,AMİN.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır