16. Yüzyıl Mardin Sancağındaki Köy Adları

Kayıtlarımız sonunda görülecektir ki, 16. yüzyılda Mardin bölgesinde bulunan köylerin % 60’ında çeşitli Türk grupları yaşamaktadır.

16. Yüzyıl Mardin Sancağındaki Köy Adları
Bu içerik 712 kez okundu.
Haberin videosu için tıklayın! Haberin galerisi için tıklayın!

Kayıtlarımız sonunda görülecektir ki, 16. yüzyılda Mardin bölgesinde bulunan köylerin % 60’ında çeşitli Türk grupları yaşamaktadır. Bunun dışında Arap, Ermeni, Süryanilere ve diğer Hıristiyan köylerine de rastlıyoruz. 16. yüzyılda Mardin bölgesindeki yerleşim yerlerinden bazıları şunlardır:

Amude; Halen Suriye topraklarında olup, Dara’nın karşısındadır. 6. yüzyıl başlangıcında Bizans İmparatoru Anastasius burada bir müstahkem mevki inşasını düşünmüş, daha sonra karşısındaki Dara’da karar kılmıştır. Bu zamanda halkı Müslümanlardan ibarettir.

Behramki: Diyarbakır’ın Bismil kazasının bir sancağı olarak kayıtlarda ayrıca yerini almıştır. 1960’da 1022 nüfusu vardır. 16. yüzyılda Mardin Savura bağlı idi. Küçük bir köy iken 16.yüzyılda Hasan Kethuda adlı bir kişinin gayretleri ile büyümüştür. Defterde var olan bir kayıt, bunların Bozulus Türkleri olduklarını bize göstermektedir.

Benabil: Mardin’in kuzey doğusunda olup, halen “Bülbül” olarak bilinmektedir. O dönemde Hıristiyan bir köydür.

Dede-kargın: 16. yüzyıl metinlerinde Mardin bölgesinde bir yerleşim yeri olarak sayılmıştır [1]. Bu yer adını Türk kültüründen almıştır. Oğuzhan’ın torunlarından birinin adı Kargın’dır. Ayrıca Oğuzların 24 boyundan birisinin adıdır. Tercan’da, Malatya-Yazıhan’da ve Türkistan’da bu adla birçok yer adı vardır. Bu köyü kuranların Oğuzların Kargın koluna mensup oldukları aşikârdır. 1564’te 212 hanesi olup, bu da en az 1500 kadar nüfusa tekabül etmektedir.

Derik: Halen Mardin’in bir kazasıdır. 1560’da 5660 nüfusludur. Yukarı ve Aşağı Derik diye ikiye ayrılmıştır. Müslümanların yaşadığı bir şehir olduğu bilinmektedir.

Deyr Basiyye: Günümüzde Mardin ili Kızıltepe ilçesi Şenyurt kazasıdır. Müslüman bir ahaliye sahip olup, 1960’da toplam nüfusu 1958’dir [2]. Nahiyenin adının nerden geldiği bilinmese de, Dr. Ufuk Tavkul’un tespitleri bu nahiyenin kökenini bulmamıza yardımcı olacak niteliktedir. Kafkas halklarından olan Karaçay-Malkarlılar için değişik etnik isimler kullanmaktadırlar. Adigeler Karaçaylılar için "Karaşey" ve "Kuşha", Abhazlar "Akaraç", Abazalar "Karça", Gürcü-Svanlar "Mukrçay", Osetler "Asi", Gürcü-Megreller "Alani" adlarını kullanırlar. Gürcüler de onlara "Karaçioli" derler. Malkarlılar için Gürcüler "Basiyani", Gürcü-Svanlar "Sabir", Abhazlar "Azuho", Osetler "Asson", Kabardeyler "Balkar" ve "Kuşha" adlarını kullanırlar [3]. Bu durumda nahiyenin Karaçaylardan buraya yerleşmiş olan bir zümreden adını alması muhtemeldir. Süryani dilinde “Deyr”, bölgedeki birçok yer için kullanılmış olmasına rağmen muhtemelen Türklerin bölgeye gelmesinden sonra boy adı “Dery” adının sonuna eklenmiştir. Farsçada ve Gurmanc lehçesinde ise “Der” kelimesi kapı anlamındadır. Böylece köyün adı Basiyani kapısı anlamında kullanılmış olabilir.

Deyr Hilye: Mardin-Kızıltepe-Şenyurt nahiyesine bağlı bir köy olup, Hilye ve Işıkören adlarını taşımaktadır. 1960’da 150 nüfusu vardı. 16. yüzyıl da büyük bir köy olup, tamamı Hıristiyan’dır.

Harab ed-Derb: Harap-Derp veya Çatak isimleri de verilen bu köy, halen Mardin’in merkez kazasının Kasır (Akıncı) nahiyesine bağlı olup, 1960 sayımında 115 nüfusu vardır [4]. 

Harzem: Mardin’in güneybatısında bulunan Tel-Harzem, 7. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu hudutlarını koruyan istihkâmlar manzumesine dahil bir kale idi. Artukoğulları Türkleri zamanında burası imar edilmiş ve geliştirilmiştir. Burada ayrıca Hıristiyanlar da yaşamaktadır [5]. Bu yerin adı Harzem Türklerinden gelmektedir. Bilindiği gibi bu Türklerin Harzemşahlar adlı devleti de vardır. Deyr Basiyye köyünde olduğu gibi, Hıristiyan ön adına Türk boy adı eklenerek isimlendirilmiştir.

Mardin şehrinin kuzey doğusunda Harzem şehrinde muhteşem köşklerin ve bahçelerin olduğu anlatılmaktadır. İmameddin İsfahani el Barkuş, Şami adlı eserinde Harzem’de Mardin hükümdarlarının çok büyük ve süslü sarayının olduğunu belirtmiştir. Bu saray Kutbettin İlgazi tarafından yapıldığından “Kasr el-Kutbi” denilmiştir. Harzem sarayları Artuklu hükümdarlarının eğlence, gezi ve dinlenme yeriydi. 1212 tarihinde Artuk Aslan ve 1295 tarihinde Sultan İsa zamanında burada yapılmış iki önemli cami olduğu bilinmekte olup, Sultan İsa’nın camisinin yalnız minaresi kalmıştır [6].

İbrahimiyye: Mardin’in Kızıltepe kazasına bağlı bir köydür. Bugün Işıklar adı verilmiştir. 1960’da 218 kişilik nüfusu vardır. 16 yüzyıl’da bir Hıristiyan köyü idi.

Kabala: Mardin’in hemen kuzey doğusunda bulanan bir köy olup, bugün de aynı adı muhafaza etmektedir. 1960 sayımına göre 2.236 kişi yaşamaktadır. Burada Şeyh Abdullaziz adlı bir ziyaretgâh da vardır [7]. Kuzey Azerbaycan’da (Kafkasya) bir mevkiinin adı “Kabala”dır. Burada Türk aşiretleri yaşamakta olup, 1578’de Osmanlılar tarafından ele geçirilmiştir [8]. Daha önce de Kafkasya’da mevcut olup Mardin bölgesinde de var olan yer ve köy adlarına rastlamamız, Mardin halkının bir kısmının Kafkas kökenli olduğunu bize göstermektedir.

Anadolu’da oldukça geniş bir alana yayılmış olan Rişvan Aşireti ile ilgili (Gaziantep, Çorum, Tokat, Haymana) 1713 yılındaki bir kayıttan, Rişvanların tıpkı Oğuz Türkleri gibi 12 aşiretten meydana geldiğini biliyoruz. Rişvan Aşiretine bağlı Atmalı/Atma/Atmi Aşireti de keza kendi içinde 12 oymağa ayrılmıştır. Bu oymaklar; 1-Tilkiler 2-Kizirli 3-Haydarlı 4-Ketiler 5-Sadakalar 6-Kızkapanlı 7-Karahasanlar 8-Karalar 9-Ağcılar 10-Turuçlu 11-Kabalar 12-Mahkanlı adlarını taşımaktadır. Bu aşiretin bir kolu da Elazığ’da olup, köylerinin adı Rışvan Uşağıdır. Türk olduklarını bilen bu aşiret mensupları Gurmance konuşurlar. Osmanlı arşivlerinde Rişvan Aşiretinin Türkmen taifesinden olduğu ifade edilerek, Malatya, Ankara, Rakka, Ayıntap (Antep), Kırşehri, Meraş, Hısn-Mansur (Adıyaman), Birecik (Urfa), Siverek (Urfa), Diyarbekir, Sivas ve Bozok Sancağında yaşadıkları belirtilmiştir [9]. Adıyaman’da eski adı Kabalar (Kösüklü) olan bir köy vardır.

Kabala ile ilgili diğer bir kayıt da Türk Bayat Oymağı içerisinde zikredilmektedir. Bayatlar Irak’ın her yerinde, Türkiye ve Azerbaycan’ın birçok yerlerinde yaşamaktadırlar. 1957 yılında yapılan nüfus sayımını doğrultusunda hazırlanan tahmini raporda, Kerkük’teki Bayat Oymağı mensuplarının sayısı 300 bin olarak tahmin edilmekte olup, Irak’ta yaşadıkları illerden birisinin adı da Kabala’dır. Ayrıca Doğanşehir’de yetişen bir bitkinin Türkçe adı Kabalak’tır.

Kalat el-İmra: Mardin’in hemen doğusundadır. 6. yüzyıl’da bir Bizans müstahkem mevkisidir. Lorne ve Kalatmera şeklinde telaffuz da edilmektedir. Kız kalesi anlamına gelmektedir. Halkı halen Hıristiyan’dır [10].

Karadere: Mardin-Nusaybin karayolu üzerinde Dara mevkisindedir. Halkı Müslüman olup, 1564’te 175 hane ve 80 mücered (bekar yetişkin kişi) bulunmaktaydı. Adından da anlaşılacağı üzere bir Türk yerleşim yeridir.

Kara Yakup: Mevkii tespit edilememiş olup, 1564’te 20 hane,10 mücered bulunmaktaydı. Mardin Duraclu nahiyesine bağlı köylerden birisidir. Muhtemelen Suriye sınırında bir yerdedir [11]. Adından da anlaşılacağı üzere bir Türk köyü olup, muhtemelen beylerinin adını almıştır. Yozgat (Bozok) bölgesinde yaşayan Selmanlı Türkmenlerinin yaşadıkları köylerden birinin adı da Kara Yakuplu’dur.

Ayrıca; Mardin’in güneyindeki Dinabi nahiyesinde Yakub obasının kalıntısı olan Yakub Viranı ve Kızıl Yakub köyleri vardır. Yozgat’taki Karayakup köyü ve Yıldızeli ilçesindeki Yakupköyü bu obanın kalıntılarıdır [12].

Kefertut: Mardin’in güney batısında Kızıltepe kazasına bağlı ufak bir köydür. 1960’da 59 kişi yaşamaktadır. Halkı tamamen Müslüman’dır [13]. Türk Sultanı Nurettin Zengi 1146 tarihinde Halep bölgesine gelerek, Keferlasa adlı bir yeri Hıristiyanlardan almış, bu köylere Türkleri yerleştirilmiştir.

Adıyaman’da eski adı Kefer Sarı, şimdiki adı Kuruçay olan bir köy vardır. Yine Adıyaman’da Kefer-kuruş adlı bir köy var olup, şimdiki adı Tepebaş’dır. Urfa’da Keferbal adlı bir köyün şimdiki adı ise Diktaş’tır.

Kelbin: Mardin’in Kızıltepe kazasının bir köyü olup, ismi Kelbin, Kilibin, Klebin şeklinde de telaffuz edilmektedir. Bugün Halkalı ismi verilmiştir. 1960 sayımında 191 kişilik nüfusu vardır. Halkı Müslüman ve Hıristiyan olarak kayıtlıdır. Köyde Hıristiyanlar yaşadığına göre Müslümanların sonradan gelme ihtimalleri daha fazladır. Dolayısıyla adının Türkçe ve başka bir dille irtibatını ortaya koyamasak da tarihte El-Kelbinin adlı bir yazar bulunması, bu adın Arapça olma ihtimalini düşündürmektedir.

Kıllıt: Savur ilçesinin merkez köylerinden biri olup, şimdi Dereiçi olarak bilinmektedir. 1960 sayımında 871 nüfusu vardır. 1850’de bu havalide dolaşan İngiliz G. P. Badger köyde (Killeth) 120 Yakubi aile saymıştır. 1880’de buraya gelen E.Sachau ise, Kıllıt’ta sadece Turani (Orta Asya Türkçesi) dili konuşan Hıristiyanlarla meskun 180 ev, bir kilise ve Mardin’deki Amerikan misyonuna bağlı bir okul bulunduğunu belirtmektedir [14]. Savur Dereiçi (Kıllıt) köyünde; Mor Abay, Mor Teoduto, Mor Şabay ve Mor Dimet Manastırları, Mor Şumuyel manastırları vardır.

1584'te Kayseri'de 6573 Müslüman, 1979 gayrimüslim olmak üzere toplam 8549 vergi nüfusu mevcut olup, yaklaşık 40.000’nin üzerinde nüfus yaşamıştır. Nüfusun yaklaşık 10.000 kadarı (1/4'ü) gayrimüslimdir. Bunların da 3375 kadarını (675x5) Ermeniler teşkil ediyordu. Deftere, Cemaatı Rümiyan adı ile kaydedilen ve sayıları bini (204 vergi nüfusu itibariyle) geçen gayrimüslimler ise Türk asıllıdır. Kayseri mahkeme sicillerinde XVI. yüzyıldan itibaren ihtida eden ve Karakeçili oldukları açıkça belirtilmiş olan Hıristiyan Türklere rastlanır. Bu Hıristiyan Türklerin Bizanslar zamanında Anadolu'ya nakledilmiş ve Ortodoks ve Ermeni kiliselerine intisap ettiklerinden dolayı bazılarının da Rum ve Ermeni adını almış Hıristiyan Türkler olduğu şüphesizdir. Bunlar, muhtemelen Peçenek asıllı idiler. Aradan dört asır geçtiği halde durumun değişmediğini ve XIX. yüzyılda Kayseri'de yine gayrimüslimlerin yaşamaya devam ettiklerini görüyoruz.

Kayseri’de olduğu gibi Mardin’de bulunan bu Hıristiyan köyünün Türk kökenli olduğunu manastır adlarından da anlıyoruz, çünkü manastır adlarından “Abay” adı, Türkçede erkek ismi olarak kullanılmakta olup; Abaylaw, dikkatli olmak, dikkatli davranmak, uyanık olmak anlamında; Abay, aydınlık verici, aydınlatıcı, hayret uyandıran, hayret verici anlamındadır. Yazarlarımızdan Ali Rız Abay ise bilinen bir kişiliktir.

Adilhan Adiloğlu eserinde “Abay” konusunu biraz daha açıklamaktadır. Buna göre; “Kumanların (Kıpçak) asil ve zenginlerine ait mezarların aynısı Malkar Türklerinin yaşadığı Yukarı Çegem bölgesinde bulunmuştur. Yukarı Çegem’deki Kıpçak Türklerinden kalma sivri tepeli yani piramit şeklindeki anıt mezarlar bugün hâlâ ayaktadırlar. Ayrıca eski Karaçay-Malkar beyleri için yapılan anıt mezarların da Kıpçak mezar tipinde olduğu görülmektedir. Sözgelimi Malkar beylerinden Alimurza Abay için Künlüm köyünde yapılan anıt mezar tipik bir Kıpçak mezarıdır” [15].

Yine diğer bir manastır adı olan “Şabay”la ilgili kayıt da ilginçtir. Meşhur Türk destanlarından olan Manas destanlarının anlatımını konu alan, Mansçılık üstatlarından birinin adı da “Şabay”’dır.

Köydeki diğer bir manastır adı olan “Dimet Manastırı” da Türk kültürünün bir yansımasıdır. Dimetoka adında Rumeli’de bir kaza vardır. Osmanlı kayıtlarına göre Tunceli’deki Balaban aşireti buradan gelmiştir. Bahse konu köylülerin de yine Bulgaristan’dan buraya göç ettirilme ihtimalleri de vardır.

Kızılkend: Derik kazasının Meşkinan bucağına bağlıdır. 1960 sayımına göre, 797 kişi nüfusu olan Hıristiyan ve Müslüman bir köydür. İsmi Boyaklı’ya çevrilmiştir [16]. Adından da anlaşılacağı üzere eski bir Türk yerleşim yeridir. Hıristiyanları da Türk kökenlidir.

Tebriz Erdebil arasında Mişkinan adlı bir Türkmen aşireti vardır. Ayrıca burada bu adla Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safevi Türklerinin kullandıkları “Mişkin” şehri bulunmaktadır. Dolayısıyla bu bucak adını Türkmen zümresinden almıştır. Dr. Fahreddin Şevket, Mişikin’de Şahseven Türkmenlerinin yaşadığını belirtip, notlarında bu Türkmenlerle ilgili çalışmalarını aktarmıştır. Dolayısıyla Meşkinanlıların da Şahseven Türkmenlerinden oldukları açıktır.

Koçhisar: Kızıltepe kazasının eski adıdır. Daha önceleri Duneyser olarak bilinmektedir. Burada halen Artuklulardan kalma Ulu Cami’nin harabeleri şehrin kuzeybatısında bulunmaktadır. Yine şehrin doğusunda Tel-ermen adında bir mahalle bulunmakta olup, halende aynı mahalle mevcudiyetini korumaktadır [17]. Artuklu Türklerinden önce küçük bir köyken, Artuklu Türklerinin buraya yerleşmeleri ile nüfusu artmış ve büyük bir şehir halini almıştır. Önemli ticaret yollarının üzerinde oluşu da bunda etkili olmuştur. Koçhisar (Kızıltepe) şehrini kuranlar Türkler olup, diğer yerlerde başka milletler mevcut olsa da, Koçhisar saf, katışıksız bir Türk kenti olarak oluşturulmuştur. Şehre daha sonra Hıristiyanlar da yerleşmiş olup, 1960 sayımına göre nüfusu 6.379’dur. Mardin ilinin en katışıksız Türk nüfusuna sahip olan yeri burasıdır.

Koruk-depe: 16.yüzyıl’da “Sahra-yı Mardin”de yani, Mardin’in güneyindeki alanda bulunuyordu. Yeri kesin olarak belli değildir. Bu asırda ufak bir Müslüman köyüdür. İkamet yerlerine Koruk adını en fazla Türkmenler vermişlerdir. “Koruk ve Koru” kullanımı vardır. Oran korusu gibi. Türkçedeki diğer bir anlamı da “üzüm ekilen yer”dir. Korukçu kelimesinin anlamı ise Türkçede “koruyucu” demektir. Adından da anlaşılacağı üzere bir Türk köyüdür.

Gurs/Kurs-ı Ala, Gurs/Kurs-ı Edna ve Gurs/Kurs-ı Evsat: Bu köylerin her üçü de Zerkan suyu kenarındadır. Mardin’in Kızıltepe kazasına bağlı Ortagurs (Yüceli) köyünün, yukarı, aşağı ve orta kısımlarını teşkil ederler. 1960 sayımına göre Yüceli’de 1201 kişi yaşamaktadır. Mardin hidroelektrik santrali de buradadır. Köylerin halkı 16. yüzyılda Müslüman’dır.

Bu köy isimlerindeki Orta ve Gurs kelimeleri bizim için önemli olup, her ikisi de Türk isimleridir. Mardin bölgesinde Gur kelimesinin fazlasıyla kullanılması bizim Gurmanc halkı hakkındaki anlatmaya çalıştığımız konulara uymaktadır.

Göllükend: Burası halen Mardin şehrinin güneyinde ve Göllü veya Göllükusur adı ile anılan bir köy olup, ilk dönemlerde Hıristiyan köyüdür. Sonradan Türkler yerleşmiştir. 1960 sayımına göre 403 kişidir [18]. Köyün adı Türkçe olup, muhtemelen Hıristiyan ve Müslüman Türklerce kullanılmıştır.

Lutfullah: Bu köy Nusaybin’e tabi olup, 16 yüzyıl’da küçük bir köydür. 1518’de köy sakinlerinden birisi Lutfullah bin Nasır’dır. Köyün yönetimi de bu kişiye bağlıdır.

Mahmut Şah: Mahmut Şah bin Mahmut, bu köyün sakinlerinden olup, bir çiftlik sahibidir. Lutfullah köyünde olduğu gibi bu köye de kişi adı verilmiştir. Şimdilerde bu adla bir köy mevcut değildir. Muhtemelen adı değişmiştir. “Şah” unvanı, Safevilerden dolayı Türk isimlerinde fazlasıyla kullanılmıştır. Lakin sadece bu örnekten köyün milliyeti hakkında bir kanata varamayız.

Mansuriyye: Mardin şehrinin hemen kuzey batısında olup, 1960’da 2307 nüfusu olan bir Hıristiyan köyüdür. Yeni adı Yalım’dır [19].

Meşkuk: Kızıltepe kazasının Büyük Meşkuk (Büyük Ayrık) adında bir köyü olup, halkı Hıristiyan’dır. 1960’da 176 kişi yaşamaktadır [20].

Meşkuk-ı Arap: Kızıltepe kazasının Küçük Meşkuk (Küçük Ayrık) köyü olup, halkı Müslüman’dır. 1960’da 214 kişi yaşamaktadır.

Narluca: Karadere köyü yakınlarında büyük bir Müslüman köyüdür. Sonradan adı değiştirilmiş olmalı ki yerini bulamadık. 1964’te 320 hane, 102 müceret kadar vergi müellifi vardır. 16. yüzyılda kelime “Narluca” şeklinde kullanılırken, şimdi “Narlıca” şeklinde kullanılmaktadır. Adında da anlaşılacağı üzere halkı Türk’tür. Bu adla ülkemizde çok sayıda yer adı mevcuttur.

Nasıreddin Veled-i Salih: Nusaybin civarında olduğu tahmin edilen bu köyden sadece 1526 senesine ait defterde bahsedilmektedir. Çok küçük bir köy olup, vergi mükellefi 3 kişidir. Salih bin Nasıreddin, bu 3 kişiden biridir [21].

Osman Çelebi: Nusaybin yakınlarında olduğu tahmin edilmektedir. Sonradan bu adlı bir köye rastlanmamaktadır. Muhtemelen ad değiştirmiş olmalıdır.

Rişmil: Mardin’in kuzeyinde gayet güzel ve yeşil bir vadide bulunmaktadır. Bu özelliği nedeniyle sonradan adı Yeşilliye olarak değiştirilmiştir. 1960’da 3232 nüfusu vardır. 1518 senesinde “Diyarbakır Kethudası Balı Bey”in tımarları arasında olup, halkı Müslüman’dır.

Selah: Kızıltepe kazasına bağlı olup, 1960’da 822 nüfuslu bir köydür. Yeni adı Gökçe olup, halkı Müslüman’dır [22].

Serçe Han: Mardin’de, Türkiye-Suriye sınırına çok yakın bir mahalde küçük bir köydür. Adı Durakbaşı olarak değiştirilmiştir. Köy adını, Nusaybin-Mardin yolu üzerinde bulunan bir handan almıştır. Burada 19. yüzyılda bir de harap Kasır (kale) bulunduğu için köye Kasr-ı Serçehan ismi de verilmiştir. Köyün 1550 tarihinde kurulduğu Osmanlı vesikalarında mevcuttur. Adı tamamen Türkçe olup, halkı Türk kökenlidir.

Şamrah: Burası halen Mazıdağı ilçesinin merkezidir. 1960’daki nüfusu 1999 kişidir. Bugün halkı Müslüman ve Hıristiyanlardan oluşsa da 16. yüzyılda sadece Hıristiyan halktan ibarettir [23].

Mardin’e bağlı bu köyün mezralarının adı Pehlivan Suyu, Erni, Hacer-i Şeytan ve Cuhudpınarı’dır. Dolayısıyla bu köyün Türk kökenli olduğu muhakkaktır. Mezra adı olan “Ernis” Türkçede er adamın oturduğu yer anlamındadır.

Bu mezralardan Cuhudpınarı, Mardin-Diyarbakır yolu üzerindeki bir menzildir. IV. Murad’ın 1639’da, Bağdat seferine gidişi ve dönüşünde Orduyu Humayun ile burada konaklamıştır.

Şeyh Zoli: O dönem Diyarbakır-Mardin yolu üzerinde 4. menzil durumundadır. Bugün Şeyhan denilen mevkidir. İki çok yakın köyden oluşmaktadır. Halen bir ziyaretgâhtır. Birinci köy Şeyh Zoli iken, diğeri Şeyh Zol-i Bala şeklindedir. Burada Musa el Zoli, İsa, Ömer, Davud, Mehmet Said, İsmail, Hasan ve Mehmed adlı dokuz şeyhin kabirleri bulunmaktadır. Bunlardan Şeyh Musa el-Zoli’nin 1077 tarihinde vefat ettiği belirtilmektedir. Bu tarih, Selçuklu Türklerinin bölgeye yaptıkları akınların ve oluşan savaşların tarihidir [24]. Anadolu’da kurulmuş beyliklerden birinin adı Zulkadir olup, ayrıca Azeri Türklerini oluşturan aşiretlerden birinin adı “Zol-Kadir/Zul-Kadir”dir. Hakkında kesin bir veri olmasa da, Osmanlı arşivlerinde Yörük olarak geçen “İzol” aşiretiyle ilişkisi araştırılabilir.

Bahse konu köylerden birinin adı “Şeyh Zol-i Bala”dır. Ankara’nın bir ilçesinin de adı “Bala”dır. Rize’ye bağlı Çamlı Hemşin köylerinden birinin adı Kale-i Bala olup, şimdilerde Kale olarak anılmaktadır. Azeri leçesinde “bala” kelimesi çocuk ve sevgili anlamlarındadır.

Tel Kura: Muhtemelen Kızıltepe kazasının Tel-Kari (Çiftlikbağ) adlı ve 1960’da 78 nüfuslu köyüdür.

Türkman Deresi ve Kasr-ı Rebia: Türkmen deresi ya da Türkman boğazı denilen yer, Mardin istasyonunun bulunduğu vadilerden birisine verilen isimdir. Buranın yanındaki tepeye de “Timur girmez dağı” adı verildiği 19. yüzyıldan kalma tapu defterinde kayıtlıdır. Bu havalide halen iki köy bulunmaktadır. Çiftlik ve Avcılar köyleri birbirine yakın olmasına rağmen aralarında hiçbir ilişki yoktur. Bu köylerin Meşki Aşiretine tabi olduğu kaydedilmektedir. Hem bölge olarak hem de adı geçen köyler köken olarak Türkmen’dirler. Yine İran-Erdebil’de bu adla bir il vardır ve bu şehirde Şahseven Türkmenleri yaşamaktadır.

Mağaracık: Burası aslen bir mezra olup, o zamanda Kuyucuklar adıyla da kayıtlarda mevcuttur. Adından da anlaşılacağı üzere Türkler yaşamaktadır.

Döğeroğlu: Mardin’in güneyinde, Şenyurt ile Nusaybin arasındaki Daruçlu aşiretinin oturduğu bölgede, bu adı taşıyan 2 köy vardır [25]. Döğerler Oğuz Türklerinin bir boyu olup, Artuklular zamanında Urfa’da Döğerlerden 40 bin çadırın yaşadığı çok sayıdaki tarih kitaplarında vardır. Hem Artuklar hem de Akkoyunlular zamanında bazı Döğer aşiretleri Urfa’dan Mardin’e göç ettirilmiştir. Bu köylerin o zamandan kaldıkları kesindir.

Bayındır: Bu köy Savur’daki sipahilerin tımar köylerinden biridir. Bayındır Boyu, Oğuzların 24 boyundan bir tanesinin adıdır. Akkoyunlu Türkmenleri, Türkmen ilinin Bayındır ulusuna tabidirler. Dolayısıyla halkı Türkmen’dir.

Kapıkışlağı: Artuklu devleti zamanında Oğuzların Kayı boyundan bazı unsurların Artuklu Türkleri ile sıkı ilişkisi bilinmektedir. 1526 tarihli Osmanlı vesikasına göre bu köy Milli’li Aşiretinin Akkeçili Aşiretine tabi idi. Dolayısıyla bu köy halkı Akkeçili Türkmenlerindendir. Bunlardan bir zümre de Urfa’dadır.

Kızılmescid: Diğer bir adı “Şorşop”tur. Halen Diyarbakır’ın Çınar kazasına bağlı olup, Meydanköy adını taşımaktadır [26]. Köyün her iki adı da Türkçe olup, Türk aşiretlerinden birinin adı “Şor”dur. Büyük bir bölümü Orta Asya’da yaşasa da, bazılarının Anadolu’ya geldikleri bilinmektedir. Hatay ve Adana’daki Türkmenlerde ise “Şor” kelimesi “dedikodu” anlamında kullanılmaktadır.

Günümüzde Afganistan’ın Belh (Mezar-i Şerif) eyaletinde Şortepe adlı bir kent var olup burada Türkmenler yaşamaktadır.

Türk dil biliminin kurucusu Wilhelm Radloff, "Kuzey Türk Dillerinin Ses Bilgisi" adlı eserinde Türk lehçelerini dört gruba ayırmıştır. Buna göre, Doğu Diyalektleri başlığı altına yerleştirilen lehçeleri; 1. Asıl Altay diyalektleri (Altay, Teleüt), 2. Baraba diyalekti, 3. Kuzey Altay diyalektleri (Lebed, Şor), 4. Abakan diyalektleri (Sagay, Koybal, Kaç, Yüs ve Kızıl, Küerik (Çolım), Soyon, Karagas, Uygur şeklinde sıralanmış olup, Şor Türkçesi de bu grup içerisinde yerini almıştır.

Sovyetler döneminde yapılan 1989 genel nüfus sayımına göre Hakaseli’nde toplam 108 farklı millete mensup insan yaşamakta olup buradaki etnik mozaiğin kompozisyonu şöyledir: Ruslar (%79.5), Hakaslar (%11.1), Ukraynalılar (%2.3), Almanlar (%2), Tatarlar (%0.8), Belaruslar (%0.7), Çuvaşlar (%0.6), Mordvalar (%0.6), Şorlar (%0.2), Polonyalılar (%0.1) ve diğerleri (%2.1) şeklindedir [27].

Aranis: 16. yy’da Mardin’e bağlı bir köydür. Tartışmalı bir konu olmasına rağmen Albanların Türk soyundan oldukları birçok tarihçi tarafından öne sürülmektedir. Türk kökenli Ablanlar, Sakaların bir kolundan gelen Arşak sülalesince kurulmuş ve bölgeye bir süre hâkim olmuşlardır. 8’inci yüzyıla gelindiğindeyse Karabağ bölgesinde Arapların işgali başlamıştır. Arapların baskıları sonucu Alban kralları, Hıristiyanlığa yönelik bir siyaset izlemiştir. Bu şekilde izlenen siyaset sonucunda da Alban kavimleri dini yönden parçalanmıştır. Büyük bir kısmı eski dinlerini korumuş ve sonradan İslam dinini kabul etmişlerdir ki bunlar bazılarınca bugünkü Azerilerin ataları olarak anılmaktadır. Bir kısmı ise Hıristiyanlaşmış ve Yukarı Karabağ’a yerleşmişlerdir. Daha sonra Alban kiliseleri Ermeni kilisesine bağlanmış ve böylece Albanlardan Hıristiyanlığı seçenler yavaş yavaş Grigoryanlaşmaya başlamışlardır. Ermeni kimliğini de benimsemişler ve bugünkü Karabağ Ermenilerini oluşturmuşlardır. Karabağ bölgesinde son zamanlara kadar dinlerini kaybetmeyerek Türkçe konuşan Karabağlılar da olmuştur. 1593 yılından kalma Gence-Karabağ vilayeti tahrir defterinde anadili Türkçe yerli Hıristiyanlara “Aranian” denilmektedir. Bunlar Alban Türklerinin Hıristiyan olarak kalanlarıdır [28].

Ayrıca Mardin eyaletine tabi olup, 16. yüzyıl Osmanlı belgelerinde geçen diğer köyler ise Bozçalu, Çataldepe, Çamurlu, Depeviran, Devekendi, Gökçekaya, Gölviran, Karacalar, Kızılmescid, Söğütlü, Yassıcapınar, Yılanlu Ebu katara, Maldepe, İbrahimiyye, Pir Ali Depesi (Savur’a bağlı), Tezeklü, Yenice, Susan, Kurumşalu (Kurmuşlu), Ayn ferd, Devekendi, Matar, Tel-şiham, Rummani, Kıranlı, Tel-ermen, Tel-ulyan, Diki, Hacı Halil, Halif, Fahrriye mevkii, Cavsak mevkii, Harrincik, Mukbile, Mezra, Akziyaret, Karadere (burada bir boyahane bulunmaktadır), Mansuriye, Tam’i ve Tohum olarak sayılmıştır.

23 Kasım 1550 tarihli bir fermanda; “Diyarbakır Beyler Beyisi Ayas Paşa mektup gönderüp Mardin’den aşağıbir yerde vaki olan Silindir, Büyükçe ve Çömlektepe ve Alidepesi ve Çakırpazar nam mezralar haric ez defter hali ve harebe mezralar olup mahuf ve muhatara olmağın şenlenmesi lazım olup on dört bin akçalık timara mutasarrıf olan Zeynelabidin tahminen 6 bin akçe ile timari zeamete yetiştirilmek üzere mamur edüp ayende ve revendenin canine ve maline zarar erişdirmeyüp ol yerleri hıfz ve hıraset etmeyi uhdesine alup hıfa ve hıraseti emr olunup memleketi ihyasına ve malin izdiyadine sebeptür deyü arz etmeyin vech-i meşruh üzere timari zeamet olmak buyuruldu” şeklinde kayıt vardır. Bu kayıtta Mardin bölgesinde, bahsedilen alandaki mevcut Türk köyleri dışındaki köylerin boş olduğu ve buraların şenlendirilmesi gerektiği emredilir [29].

16. yüzyıl Osmanlı vesikalarında Türk yer adlarına Nusaybin’de fazlaca rastlanmıştır. Bunlardan Karedere isimli yer; Nusaybin’in güney doğusunda, Suriye toprakları içerisinde bir demir yolu istasyonun bulunduğu mevkiinin adıdır. Şimdiki adı da Karadere’dir. Yine bu zamanda Nusaybin yakınlarında Togancuk adında bir yer ve Mardin Kızıltepe’nin batısında Ak Ziyaret adlı mevki zikredilmektedir. ardin ve Diyarbakır arasında dağlık bir yerde Sultan Yaylak olarak bir yer anlatılmaktadır [30].

Akkyounluların zamanında Mardin bölgesinde Markan adlı bir yer vardır ve emirliğini de Şeyh Emir yapmıştır [31]. Bugün Pakistan’daki Belucistan eyaletinin batı sınırının güneyinde kuru tepelerden oluşan çöllük bir alan Makran bölgesi olarak anılmaktadır. Batıda büyük bir tuz gölü vardır. Bunun dışında geri kalan bütün eyalet, işe yaramaz, verimsiz, taşlı arazi parçaları ve çölden ibarettir.

Dolayısıyla bu bölgeden göç eden Türkler veya Sintliler, Mardin taraflarına geldiklerinde daha önceden yaşadıkları Makran adını yeni topraklarına da vermişlerdir.

1163 yılında Mardin yakınlarında Karaman adında bir yer var olup [32], şimdiki yerini tespit edilememiştir.

1518’de Mardin kazasında 4760 hane Müslüman, 3610 hane Hıristiyan, 92 hane Yahudi bulunmaktadır. Yine mücerredlerde (evlenmemiş kişi) 408 Müslüman, 443 Hıristiyan ve 20 Yahudi vardır. Nusaybin’de 229 Müslüman hane, 212 Hıristiyan hane ve 34 Müslüman ve 21 Hıristiyan mücerred bulunmaktadır. Savur’da 520 Müslüman hane, 215 Hıristiyan hane, müceredlerde 88 Müslüman, 53 Hıristiyan vardır. 1518 ve 1526 yılları arasında Mardin sancağında büyük bir gelişmeye sahne olmuş ve vergi mükellefleri artmıştır [33].

Ömer Özüyılmaz

-------------------------------------------------------------------

[1] Göyünç, a.g.k., s.61.

 [2]     Göyünç, a.g.k., s.42.

 [3]     Http://kafkas.gen.tr/karacaylilar.htm, Karaçay-malkar Türkleri, Ufuk Tavkul)

 [4]     Göyünç, a.g.k., s.62.

 [5]     Göyünç, a.g.k., s.62.

 [6]     Turan, a.g.k., s.226.

 [7]     Göyünç, a.g.k., s.63.

 [8]     Bice H., Kafkasyadan Anadolu’ya Göçler, Ankara, 1991, s.8.

 [9]     Türkay, a.g.k., s.125.

 [10]    Göyünç, a.g.k., s.63.

 [11]    Göyünç, a.g.k., s.64.

 [12]    Faruk Sümer, Bozok Tarihine Dair Araştırmalar, Ankara, 1974, s.314

 [13]    Göyünç, a.g.k., s.64.

 [14]    Göyünç, a.g.k., s.65.

 [15]    T.C.K.Bakanlığı, Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi-Karaçay-Malkar, Cilt: 22, Ankara, 2002, s. 13-45.

 [16]    Göyünç, a.g.k., s.66.

 [17]    Göyünç, a.g.k., s.66.

 [18]    Göyünç, a.g.k.,s.67.

 [19]    Göyünç, a.g.k., s.68.

 [20]    Göyünç, a.g.k., s.69.

 [21]    Göyünç, a.g.k., s.69.

 [22]    Göyünç, a.g.k., s.70.

 [23]    Göyünç, a.g.k., s.71.

 [24]    Göyünç, a.g.k., s.72.

 [25]    Göyünç, a.g.k., s.72,76.

 [26]    Göyünç, a.g.k., s.76.

 [27]    http://www.duset.com/dilimiz/turkcemiz.htm, güney Sibirya Türklerinin dil durumu,

[28]    http://www.kaum.ktu.edu.tr/yayinlar/karabağ.htm, Dağlık Karabağ Sorunu, Yrd Doç. Hayati Aktaş

 [29]    Göyünç, a.g.k.,s.80.

 [30]    Ebu Bekr-i Tihrani, a.g.k., s.154,155.

 [31]    Ebu Bekr-i Tihrani, a.g.k., s.157

 [32]    Turan, a.g.k., s.181.

 [33]    Göyünç, a.g.k., s.81.

mardin 16. yüzyıl mardin sancağı köyler isimler
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır