İhtilaflar Karşısında İslami Tavır Nasıl Olmalı? - 3

Yazarımız İbrahîm Êlihî'nin kaleminden ihtilafta İslami tavrın nasıl olması gerektiğini görelim...

İhtilaflar Karşısında İslami Tavır Nasıl Olmalı? - 3
Bu içerik 184 kez okundu.

İslami kaynaklarda geçtiği üzere Müslümanlar arasında Hz. Peygamberin kendisinden sonra ümmetinin yetmiş üç fırkaya ayrılacağına dair bir hadisin varlığı hakkında genel bir inanç bulunmaktadır. Bu inanç da hadis kaynaklarında birden çok rivayetinin bulunmasından kaynaklıdır. Rivayetlerin bu şekilde fazla olmasından dolayı hemen her Müslümanın bundan haberdar olduğu da bir vakadır.

Söz konusu hadis olan “73 fırka” Hadisinin rivayetleri şöyledir:

- Ebu Hureyre’den rivayet edilmiştir: “Yahudiler 71/72 fırkaya ayrıldılar. Hıristiyanlarda 71/72 fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim de 73 fırkaya ayrılacaktır.”[1]
- Tirmizi’den de şöyle rivayet edilmiştir: “Yahudiler 71/72 fırkaya ayrıldılar Hristiyanlar da bir o kadar fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim 73 Fırkaya ayrılacaktır.”
- İbni Mace ise aynı rivayeti: “Yahudiler 71 fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim ise 73 fırkaya ayrılacaktır” şeklinde rivayet etmiştir.
- Muaviye’den de bu hadis şu şekilde rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.v) bir gün ashabın arasındayken ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: “Dikkat ediniz sizden önce ehli kitap olanlar 72 fırkaya bölündüler. Kuşkusuz bu ümmet de 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’si cehennemde, biri cennette olacaktır.”[2]
- Enes bin Malik (ra); “İsrail oğulları 72 fırkaya ayrılmışlardır. Siz de bir o kadar fırkaya ayrılacaksınız. Biri hariç diğerleri cehennemdedir.”[3]

Bu manadaki hadislerin varlığı bir tarafta İslam tarihi boyunca Müslümanlar arasında meydana gelmiş olan ayrılıkları meşrulaştırırken diğer taraftan da ümmet için olumsuz bir mana taşımakta, birlik ve beraberliğe karşı bir set olmaktadır.  Çünkü bu rivayetler şu sonuçları vermektedir:

- Müslümanlar kendilerinden önceki milletlerden daha fazla bölünüp parçalanacaklar.
- Bu gruplardan sadece bir tanesi kurtuluşa erecek (Fırka-i Naciye) diğerleri cehenneme gidecekler.
- Kurtuluşa erenler sadece ehlisünnet ve’l cemaat mensubu Müslümanlardır.
- Bütün bu olup bitecekleri Resulullah (s.a.v) önceden/gaybten haber vermiştir.

Genel olarak bu rivayetler, Müslümanların 73 fırkaya ayırılacağını, bu fırkaların akıbetleri ve ahiretteki durumlarına ilişkin durumları belirtilmektedir.  Bir grubun toplu bir şekilde cennete girmesi geri kalan 72 Fırkanın toplu bir şekilde cehenneme girecek olması hadis metinlerinde bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü bu şekildeki kesin bir hüküm; İslam’ın ruhuna aykırılık teşkil etmektedir. Çünkü İslam şeriatı/Şari; grubu/topluluğu değil de bireyi muhatap kılmış ve ona sorumluluk yüklemiştir, ceza ve ödül vermiştir.   

Sahabeden (ra) itibaren başvurulan metin tenkidi yönteminde temel ilke; öncelikli olarak metin Kuran’a uygun olup olmadığına bakılır. Bir rivayet Kuran’a arz edildiğinde bu rivayetin sahih bir isnadının olması ve metin olarak da Kuran’ın mesajına muhalif olmaması gerekir. Kuran-ı Kerim’de Allah Teâla temel bir ilke olarak müminler arasında ayrılık ve ihtilafı yasaklamıştır. Birlik ve beraberliği emretmiştir müminleri kardeş olarak ilan etmiştir.

“Ey iman edenler! Allah’tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak can verin!  Hep birlikte Allah’ın ipine (Kuran’a) sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani siz düşmanlar idiniz, (Allah) kalplerinizin arasını birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Allah, size ayetlerini böyle açıklıyor, umulur ki hidayete/doğru yola erersiniz.”[4]

Müslümanlar arasındaki ihtilafların rahmet olarak kabul edilmesi aslında İslam’ın fikir ve düşünce özgürlüğüne verdiği bir önem olarak kabul edilebilir. Fikri ayrılıkların olması bir serbestiyettir. Bu durumda da ihtilafların olması gayet doğaldır. Bunun neticesinde de Resulullah (s.a.v)’in vefatından itibaren hemen hemen her konuda ümmet görüş birliğinde bulunamamıştır. Çeşitli görüş ve düşüncelere ayrılarak pek çok grup/mezhep/hizib... meydana gelmiştir. Bunda herhangi bir sıkıntı yoktur. İman, tevhit, nübüvvet, ahirete inanan her birey Müslümandır. Ancak bu rivayetleri baz alarak Fırka-i Naciye’nin cennete gitmeyi hak etmesi diğer geri kalan 70 küsur fırkanın da sadece ayrı düşündüklerinden dolayı cehenneme gönderilecek olması Kuran’ın temel mesajına aykırı düşmektedir. İslam, bir yandan farklı düşünme özgürlüğünü verirken aynı zamanda da farklı düşündün diye cehenneme göndermeyi ilke edinmiş bir din değildir.

Yusuf Karadavi konuyla ilgili olarak şöyle demektedir;

“Bu hadiste iki büyük problem vardır:

1- Hadiste Müslüman ümmetin sayı olarak Yahudi ve Hristiyanlardan daha fazla fırkaya ayrılacağı kesin bir dille ifade edilmektedir.

2- Hadiste biri hariç hepsinin helak olacağı yine kesin bir dille ifade edilmektedir. Bu ifadeler her fırkanın yalnızca kendisini “Fırka-i Naciye/ kurtulan fırka” diğerlerini ise “Fırka-i Halike /helak olan fırka” olarak iddia etmesine kapı açmaktadır. Bu durumda ise ümmetin parçalanması, birbirlerinin ayıp ve kusurlarını ifşa etmeleri söz konusu olmaktadır. Bu da Müslümanları bütünüyle zayıflatıp düşmanlarını güçlendirerek ve Müslümanların birbirlerine karşı saldırıya geçmelerine zemin hazırlamaktadır.”[5]

Bu rivayetleri temel esas olarak kabul eden ümmetin, birbirini dalalet ile itham edip tekfir etmesi en doğal neticedir. Çünkü her grup kendisinin Fırka-i Naciye kendilerinin dışındakileri de Fırka-i Halike olarak değerlendirecektir.

Yusuf Karadavi devamla şöyle demektedir:

“Geçmişte ve çağımızda bu hadisi senet itibari ile reddeden alimler olduğu gibi metin ve mana itibari ile reddeden alimler de vardır. Çünkü bu hadisin metninde bir sorun vardır. Şöyle ki;

Hadis bu ümmeti fırka fırka olma ve ihtilaf etme noktasında Yahudi ve Hristiyanlardan daha kötü bir durumla nitelemektedir. Oysa bu ümmet insanlara şahitler kılınmış ve bütün insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet olarak nitelenmiştir.

Kuran Yahudiler hakkında şöyle der: “Onların arasına kıyamet günü’ne kadar (devam edecek) düşmanlık ve buğz ilka ettik/bıraktık...”[6]  

Hristiyanlar hakkında şöyle der: “Biz hristiyanız” diyenlerden de sağlam söz almıştık. Ama onlar da akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını unuttular. Bu sebeple, biz de aralarına kıyamet gününe kadar sürecek düşmanlık ve kini salıverdik. Allah, ne yapmakta olduklarını onlara bildirecek!”[7]

Yahudi ve Hristiyanlardan bu şekilde bahseden Kuran, İslam ümmeti hakkında buna benzer bir nitelemede bulunmaz aksine önceki milletler gibi ihtilaf ederek fırka fırka ayrılmaktan meneder. Bu ümmetin fazileti hakkında birçok rivayet bulunmaktadır. Rahmet edilmiş bir ümmettir. Cennet ehlinin üçte birini veya yarısını bu ümmet oluşturacaktır. Bütün bunlara rağmen hadis, bu ümmetin biri hariç bütün fırkalarının ateşte olduğunu kesin bir dille belirtmektedir. Ayrıca hadis, Yahudi ve Hristiyanların 70 küsur fırkaya ayrılacağını ifade etmektedir. Oysa tarihin hiçbir döneminde Yahudi ve Hristiyanların bu sayıda fırkaya bölündüğü bilinmemektedir.”[8]

 Allame İbni Vezir “El Avasım” adlı kitabında;

“ “Biri hariç hepsi helak olacaktır” ifadesine sakın aldanma! Bu asılsız bir fazlalıktır, temeli sahih değildir, dinsizlerin entrika ve tuzaklarından olmasından korkulur.” Diyerek bir Müslümanın tekfir edilmesinden sakındırmıştır.

İbni Hazm;

“Kaderiyye ve Mürcie ümmetimin Mecusileridir.”

“Bu ümmet yetmiş küsur fırkaya ayrılacaktır onlardan yalnızca biri cennette olup onun dışında kalan diğer bütün fırkalar ateştedir.”

Bu iki hadis asıl itibari ile sened bakımından sahih değildir. Bu durumdaki bir hadis ahad haberi kabul edenler nezdinde bile hüccet değilken, ahad haberi kabul etmeyenler nezdinde nasıl hüccet olsun ki?”[9] demiştir.

Sonuç olarak;

Aslında Fırka-i Naciye; Allah’ın emirlerini yerine getiren, yasaklarından uzak duran, Hz. Resulullah’ın (s.a.v) gösterdiği ve vahiy doğrultusunda aydınlattığı hak yolun yolcularının ismidir. Hangi mezhebten/meşrebten olursa olsun bu kriterlere uyan ehl-i kıble olan bir Müslüman bu fırkadan olur. Bu fırka hiçbir grubun tekelinde olamaz. Aksi taktirde İslam toplumu ikiye ayrılmış olur, her grup muhalifini tekfir eder. Günümüzde % 0,1 - % 60/70 oy alan siyasi partiler seçim propagandası esnasında; “Halkı en iyi kendilerinin yöneteceğini, en doğru kurtuluş projelerinin kendi partilerinde olduğunu” söyleyerek rakip partileri eleştirerek propaganda yapabiliyorlar. Aynı şekilde maalesef İslam tarihinde de hep bir grup kendilerini Fırka-i Naciye olarak görüp diğer Müslümanları Fırka-i Halike olarak görebilmişlerdir/görebilmektedirler.

Allah Teala şöyle buyurmuştur;

“Şüphesiz bu (İslâm), tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de Rabbinizim. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının. (İnsanlar ise, din) işlerini kendi aralarında parça parça ettiler. Her grup kendinde bulunan ile sevinmektedir.”[10]

Her Müslümanın fıkhın şu temel ilkesini göz önünde bulundurarak Müslüman kardeşini kabullenmelidir;

“Kat’i olmayan her hüküm içtihada açıktır. İçtihada açık olan her hüküm de ihtilafa açıktır.”

Allah’a emanet olunuz.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

[1] Ebu Davud

[2] Darimi

[3] İbni Hanbel

[4] Al-i İmran:102-103

[5] Es-sahvetu’l islamiyyetu beyne’l ihtilafi’l meşrui ve’t teferruki’l mezmumi

[6] Maide :64

[7] Maide:14

[8] A.g.e.

[9] El Faslu Fil Mileli Ve’n Nihali

[10] Müminun:52-53

ihtilaf ittifak islami tavır islam alemi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır