23'üncü yılında 28 Şubat

28 Şubat… Zemherinin bir halkı çepeçevre kuşattığı gün…

23'üncü yılında 28 Şubat
Bu içerik 270 kez okundu.

Şubat soğuğunun iliklere kadar hissedildiği gün. Türkiye tarihindeki en karanlık darbelerden birinin yıldönümü… Yüz binlerce insanın fişlendiği, binlerce başörtülü kızın üniversite kapılarında ikna odalarına alındığı, atılan manşetlerle insanların hayatlarının karartıldığı gün… Hazırladığımız özel haberimizde, öncesi ve sonrasıyla yaşanan süreci tekrar ekranlarınıza getiriyoruz.

Takvimler, 28 Haziran 1996'yı gösterdiğinde Refahyol hükümeti merhum Necmeddin Erbakan Başbakanlığında kuruldu.

Erbakan, YAŞ üyelerine 5 Ağustos’ta akşam yemeği verdi. Yemekte soğuk rüzgârların estiği gazetelere yansıdı.

Tansiyon, Erbakan’ın, 2-7 Ekim 1996 tarihlerini kapsayan mısır, Libya ve Nijerya gezileriyle yükseldi. TSK’nın komuta kademesi, Erbakan’a "Libya’ya gidilmemesini" telkin etmişti.

Daha sonra 3 Kasım 1996'da Susurluk’ta yaşanan kaza gündeme bomba gibi düştü. Bu olayla mafya-siyasetçi-polis üçgenindeki karanlık ilişkiler açığa çıktı.

Erbakan’ın, 11 Ocak 1997'de Başbakanlık Konutu’nda cemaat önderlerine verdiği iftarın görüntüleri, manipüle edilerek büyük bir algı operasyonu başlatıldı.

30 Ocak 1997'de Sincan Belediyesinin 'Kudüs Gecesi' etkinliği medya tarafından provokatif bir dille hedef alınarak darbenin yol taşları döşenmeye başladı.

TSK’nın komuta kademesi 28 Şubat 1997'deki MGK toplantısında, sözde irticaya karşı tedbir bahanesiyle taleplerini sıraladı. Tarikatlara bağlı okulların Milli Eğitim’e devri, 8 yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, tarikatların kapatılması gibi istekler, Erbakan ve kurmaylarını sıkıntıya sokmuştu.

Fişleme ve sürgün olayları, bürokrasiden akademik camiaya kadar görevden almalar o sürece damga vuran olaylar oldu. İmam hatiplerin orta öğretimdeki kademeleri kapatıldı. Üniversiteye girişte de katsayı uygulaması başladı.

28 Şubat sürecinde en etkili ayağından biri de medyaydı. "500 tarikat, 5 bin şeyh", "Defileler yasaklanıyor" gibi manşetler, toplumsal algıyı da askeri ve bürokrasiyi de etkiliyordu. İrtica haberleri, gazetelerin manşetlerinden eksik olmuyordu.

TÜSİAD da yine 28 Şubat sürecinin baş aktörlerinden biriydi. 21 Eylül 1996 günü TÜSİAD'dan "ekonomi kötüye gidiyor, erken seçim yapılmalı" çağrısı geliyordu.

"Cumhuriyet’e sahip çıkma" adı altında mitingler başlamıştı. Türkiye’nin dört bir yanından askere de mesaj niteliğinde çağrılar yapılıyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, tartışmalar arasında devreye girdi. Başbakan Erbakan’a 'uyarı mektubu' gönderdi. O günlerde Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Güven Erkaya’nın "İrtica, PKK’den daha tehlikeli" sözleri de uzun süre gündemde kaldı.

4 Şubat günü Sincan’da askerler, 20 tank ve 15 zırhlı araçla geçiş yaptı. “Demokrasiye balans ayarı yaptık.” diyen Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir, 28 Şubat askeri müdahalesini bu biçimde tanımlamıştı. Dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Erol Özkasnak da bu müdahaleye ilişkin olarak yapılan ‘postmodern darbe’ tanımının doğruyu ifade ettiğini söylemişti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu" iddiasıyla Refah partisi hakkında kapatma davası açtı. Refahyol’un birinci yılını doldurmasına günler kala 18 Haziran’da Erbakan istifa etmek zorunda kaldı.

Refahyol Hükümetinin sona ermesiyle 28 Şubat sürecinin ne kadar devam edeceği tartışmaları da yaşandı. Emekli Org. İsmail Hakkı Karadayı’dan TSK’nın zirvesinde nöbeti devralan Genelkurmay Başkanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun "28 Şubat bin yıl sürecek" sözü literatürde yerini aldı.

28 Şubat süreciyle beraber özellikle okullarda mağdur edilen başörtülü öğrenciler yıllarca bu mağduriyetlerini giderecek bir yol bulamadı. 

Hangi kapıya gittilerse üzerlerine kapandı. İmkânları olanlar yurt dışında okumak durumunda kaldı.

28 Şubat darbesine karşı duran, en azından İslamî hassasiyete sahip olduğu için o darbecilere boyun eğmeyen on binlerce insan zulme uğradı. Kimisinin mağduriyeti giderildi ama bugün halen birçoğunun mağduriyeti sürüyor.

İslamî olan hiçbir şeye tahammül gösteremeyen zihniyetin gadrine uğrayıp zindana atılan ve hâlâ dört duvar arasında adaletin tecelli etmesini bekleyen yüzlerce İslami kimlikli mahkûm var.

28 Şubat darbesinin askeri ve sivil mimarları dışarıdayken, 28 Şubat’ın mağdurlarının bir kısmının hâlâ zindanlarda olması 28 Şubat darbesiyle gerçek anlamda yüzleşilmediğini gösteriyor.

Eski genelkurmay başkanlarından Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu "28 Şubat bin yıl sürecek" demiş olsa da, Türkiye’nin toplumsal ve siyasi ortamındaki büyük çaplı değişimler daha güçlü çıktı.

28 Şubat bin yıl sürmedi… Ama izleri de hala tam anlamıyla silinmedi.

Kamuoyunun beklentisi 28 Şubat ile gerçek anlamda bir yüzleşmenin olması, darbecilerden hesap sorulması ve yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi…

28 Şubat postmodern darbe erbakan TSK YAŞ refahyol hükümeti askeri müdahale
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır