Dünyada Dertsiz İnsan Var Mıdır?

M. Ziya Gümüş'ün kaleminden dünyadaki dertlere farklı bir bakış...

Dünyada Dertsiz İnsan Var Mıdır?
Bu içerik 296 kez okundu.

Günün birinde adamın biri, kendisine bu soruyu sormuş ve dünyada dertsiz bir insanın olup olmadığını öğrenmek üzere yollara düşmüş. Gözü iliştiği herkeste bir dert potansiyeli olabileceğini düşünmüş, aramalarına devam etmiş. Derken gözüne Cumhurbaşkanlığı sarayı veya külliyesi gibi bir şato ilişmiş. Burada yaşayan kimse dertsiz bir insandır, diye söylenmiş ve şatoya yönelmiş…

Prosedürlerden sonra huzura alınmış. “Ben, dünyada dertsiz insan var mıdır? sorusuna cevap arıyorum. Bu şatoyu görünce, içinde yaşayan kişinin dertsiz olabileceğini düşündüm” demiş, dertsiz insan arayan adam. Şatonun sahibi sözü almış ve: “Aramızda kalması kaydıyla ben de sana bir derdimi anlatacağım. Evet, ben bu sarayın sahibi ve bu ülkenin de başkanıyım. Dışarıdan bakıldığında hiçbir derdim yokmuş gibi gözükebilir, ama benim de derdim var. Dünyada dertsiz hiçbir insanın olmadığını sana anlatmak için sana derdimi anlatacağım. Yıllar önce çok sevdiğim çocukluk aşkım teyzemin kızıyla evlendim. Hangimiz diğerinden önce ölse, diğeri evlenmeyecekti, diye de sözleşmiştik. Bir gün aniden eşim ortadan kayboldu. Ne kadar aradıysak da bulamadık. Artık öldüğüne kanaat getirmiştim. Kayboluşunun üzerinden yıllar geçmişti. İnsanî duygularım beni evlenmeye zorluyordu. Bende sözüme sadık kalmama endişesi oluştu. Neticede kendimi hadım ettim. Aksilik bu ya, kendimi hadım ettikten sonra eşim ortaya çıkmasın mı? De were û safî bike! Haydi, gel de çık işin içinden.

Ahali eşimin gelmesine öyle sevindi ki, ülkenin dört bir yanında 40 gün 40 gece şenlikler tertip etti. İçimde yanan ocaktan habersiz olarak… Eşim gelmişti gelmesine de benim işim bitmişti. Neler çektiğimi, neler hissettiğimi ancak eşekten düşen biri anlayabilirdi de, böylesi bir eşekten düşen var mıydı? Çözümsüz bir derde düşmüştüm. Eşime, kendimi hadım ettiğimi anlatmak zorunda kaldım. Ama bu, sürdürülebilir bir durum değildi. Eşime bulduğum hayatımın en acı reçetesini sundum. Sana haksızlık etmek istemiyorum. Seni boşayacağım ve seni vezirimle evlendireceğim, dedim. Eşim, kabul etmemek için direndi. Onu buna zorladım. Onu boşadım ve vezirimle evlendirdim. Devlet işlerimizi bitirdikten sonra eski eşim, vezir kocasıyla şu odaya çekilirler. Ben de tek başıma kendi odama çekilirim. Şimdi ben şu koca dünyada yanan bütün ışıklar içinde yanmayan bir ampul gibi değil miyim? Derdim, yüreğimde yanan, sönmeyen beni de yaktıkça yakan bir ateş değil midir? Yatıyorum, ama gözüme uyku girmiyor. Hep yorgunum. Senin gibi yabancılar da benim bu sarayda keyif çattığımı düşünmekteler.  Bu durumu da saraydakiler biliyor. Şu gök kubbe altında dertsiz tek bir insan bile yoktur. İnsan, “Bu da geçer” diye kendini avutmaktadır. O geçer, yerine başka bir dert gelir. Dertsiz insan aramaktan vazgeç ve evine dön!...”

 “Ülkemiz, welatımız bir deprem ülkesi depremle yaşamayı öğrenmeliyiz” diyor jeologlar. İnsanın içinde de devamlı depremler yani dertler olur. Coğrafyamız dertlerin ve savaşların beşiğidir. Hepimiz bir şekilde bu beşiklerde sallandık, sallandırıldık. Sallanmaya devam ediyoruz.  İyisi mi, bu dertlerle yaşamayı öğrenmek ve bu dertleri sevmek… Nasıl mı? Derdi olan cevap arar işte. Dertlerinize çareler arayın, ama dertsiz insan aramayı kafanızdan geçirmeyin! Kimisinin 3,8, kimisinin 4,5, kimisinin 6,8 şiddetinde vardır bir derdi… Yeter ki “Derdim çoktur hangisine yanayım” türküsünü söyletecek dertlerimiz olmasın. Dünyada gelmiş gelecek en dertli insan, Allah’ın en çok sevdiği Peygamberimiz değil miydi? “Benim bildiğimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız” diye buyurmamış mıydı?

Kısacası şu: eğer dünyada yaşıyorsak vardır bir derdimiz. Dertsiz yaşamak istiyorsak, elimize ahiret yurdu kılavuzu Kur’an’ı Kerim’i alacak ve irşadatlarına göre hareket edeceğiz.

Ama hiçbir derdin olmadığı bir gün ve mekân da vardır. “O gün gelince O’nun izni olmadan kimse konuşamaz. O zaman onlardan bir kısım şakî (dertli) bir kısmı da saîdtir (hiçbir derdi yoktur ve ebediyyen de derdi olmayacaktır). (Hud Suresi. 105)

“Ahiret hayatı senin için dünya hayatından daha hayırlıdır. Rabbin sana verecek, sen de memnun (mutlu, dertsiz) olacaksın.” (Duha Suresi: 6)

Görünen o ki, o günü önemsemiyoruz, dünyayı ve dertlerle yaşamayı daha çok seviyoruz…

dünya dert keder ahiret huzur
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır