Lüks Hastalığı

Yazarımız Ali Tağ'ın kaleminden...

Lüks Hastalığı
Bu içerik 298 kez okundu.

“Ey âdemoğulları! Her namaz kılacağınızda güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf Suresi: 31)

İsraf ettiğimiz çok şey var, ancak biz daha çok lüks üzerinden yapılan israfa değinmek istiyoruz. Muhakkak ki evlerimizde kullanmadığımız halde eskidi bahanesiyle yenilediğimiz eşyalarımız vardır.

Samimi bir Müslüman kardeşimizle sohbet ediyoruz, kendi başından geçen bir olayı şöyle naklediyor:  ‘‘Ağabeyimin evine misafirliğe gittim, oturma odasına buyur etti, ayrıca bir misafir odası da vardı. Orda oturalım dedim, olmaz dedi. Neden diye sorduğumda, eşyalar yenidir, ahengi bozulur diye cevap aldım. Israrla orda oturalım diye teklifte bulunduğum halde nafile, orası misafir odasıymış, bende ne kadar misafirliğe gitmiş bulunsam da ağabeyimin evi olduğu için misafir olarak görülmüyordum. Sonuç olarak ağabeyim kendisi de o odada oturmadan eşyaları yenileriyle değiştirdi.’’

Başkasının evinde görüp güzel olmuş, onun var benim niye olmasın diye faizle/krediyle evlerimizi kullanmayacağımız eşyalarla dolduruyoruz, masa takımını oturma takımına uydurmaya çalışıyor, çocuklarımızın oynamadığı onlarca oyuncaklar alıyor, misafirler için ayrı yemek takımları diziyoruz. Kimse girmesin diye de misafir odasına kilit vuruyoruz. Zar zor elde ettiğimiz paraları gösteriş uğruna israf ediyoruz ve kullanmaya bile kıyamadan modası geçti hissiyatıyla yenileriyle değiştiriyoruz.

Bu durum sadece eşyalarımızla da kalmayıp hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. Düğünlerimizden taziyelerimize,  evlerimizden kamu kurumlarına kadar acayip bir israf içerisindeyiz. Gençlerimiz zina ve fuhuş bataklığında çırpınırken ebeveynler evliliği kolaylaştırmak şöyle dursun daha da zora sokuyorlar. Belki sade bir söz, en güzelinden bir nişan, dillere destan olacak kına ve düğün merasimleri, misafir odasından iğnesine kadar evin iç dizaynı, sonuç olarak evlenmeye korkan ve dahi evlenmeyen bir gençlik. Bunların hepsi kim için ve ne için?

Ya teknolojideki hastalığımız. Bir üst modeli çıksın da onu alayım diyenlere ne demeli. Üst model araba, üst model telefon, üst model bilgisayar, faize bulaşıp alınan daha nice elektronik eşya.  Babası/Annesi okutmak için tüm imkanlarını sonuna kadar kullanan ve şehir dışına okumaya giden öğrenci kardeşimize ne demeli. Sosyal medyada hava atayım diye babasının kendinden kısıp oğluna gönderdiği parayla babasının önünden bile geçmediği kafelerde oturup 1 kahve fiyatına 5 kahve parası ödeyen lüks hastası öğrenci kardeşimizi kim tedavi edecek?  Kapitalizmin bize sunduğu bu tüketim çılgınlığı ve doyumsuzluk ne zaman son bulacak? Bu kadar eşyanın ve lüks yaşam uğruna harcanan paranın gereksiz olduğu apaçık ortada durmaktadır. Daha sade bir ev  daha sade bir yaşam ile de  ömür sürdürülebilir, hem de çok daha güzel ve verimli bir şekilde. Sade bir düğün, sade bir ev, normal bir telefon, normal bir araba, sıradan bir mekanda değerinde bir kahve ve nicesi…

Sözlerime son vermeden Steve Jobs’un hayata gözlerini yummadan önce yazdığı yazıdan birkaç şey paylaşmak istiyorum: ‘‘ Yaşlandıkça ve umut ediyorum akıllandıkça, fark ediyorsunuz ki 300 dolarlık saat de 30 dolarlık saat de aynı zamanı söylüyor, iç huzurun bu tarz şeylerle elde edilemediğini anlıyorsunuz. İster first class (birinci sınıf) ister ekonomi uçun, bilin ki o uçak düşerse sizde düşeceksiniz.’’

lüks lükshastalığı israf gösteriş çılgın tüketim
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır