Kırk Hadis Şerhi / Yedinci Hadis

İmam Nevevi'ni hazırladığı Kır Hadis isimli eserine Dr. Mustafa el-Buğa ve Muhyiddin Mistu tarafından yazılan ve El-Vafi ismini verdikleri modern şerhin tercümesini hadis hadis paylaşacağız inşallah.

Kırk Hadis Şerhi / Yedinci Hadis
Bu içerik 512 kez okundu.

                                                                          الحديث السابع: الدين النصيحة       

                          عَنْ اَبِي رُقَيَّةَ تَمِيمِ بْنِ اَوْسٍ الدَّارِيِّ اَنَّ النَّبِيَّ قَالَ: «اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ» قُلْنَا: لِمَنْ؟ قَالَ: «للهِ، وَلِكِتَابِهِ، وَلِرَسُولِهِ، وَلأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ، وَعَامَّتِهِمْ

[رواه مسلم]

 

7.HADİS: DİN NASİHATTİR

Ebu Rukeyye Temim b. Evs ed-Dari Radiyallahu Anh’dan rivayetle, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: “Din nasihattir.” Biz “Kimin için” dedik. “Allah, Kitabı, Rasûlü, Müslümanların önderleri ve diğer Müslümanlar için” diye buyurdu.”  (Müslim)

İmam Nevevi der ki: “Sahih-i Buhari’de Temim ed-Dari’nin Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem’den rivayet ettiği hadis mevcut değildir. Sahih-i Müslim’de de bu hadis-i şerifin dışında rivayet ettiği başka bir hadis yoktur.”

HADİSİN ÖNEMİ

Bu hadis-i şerif Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem’e has kılınan “Cewami’ul Kelim”dendir. Cewami’ul Kelim, birçok manayı ve büyük faydaları ifade eden kısa ve öz sözlerdir. Öyle ki, sair sünnetlerin ve şeriat hükümlerinin usullerini ve fer’lerini bunun kapsamında buluyoruz. Hatta bir kelimesinin kapsamında buluyoruz. O kelime "ولكتابه" ’dir. Zira Allah Celle Celaluhu’nun kitabı esasa fer’e, amele ve inanca dair bu dinin bütün meselelerini kapsamaktadır. Kur’an-ı Kerim’e iman eden ve onun barındırdığı hükümlerle amel eden, şüphesiz şeriatı bütünüyle yerine getirmiş olur. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: "ما فرطنا في الكتاب من شيء" “… Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık …”  (En’am: 38)  Bundan dolayıdır ki,  Âlimler, “Bu hadis-i şerif İslam’ın üzerine bina edildiği esastır” demişlerdir.

HADİSTEKİ KELİMELERİN İZAHI

"الدين" İslam dini kastedilmektedir. Yani dinin direği ve temeli nasihattir.

"النصيحة" Nasihat kelimesi, nasihat edilen şahsın hayrını ve iyiliğini dilemek manasında kullanılır. Lügat manası “Arı, saf, halis olmaktır.” Araplar bu manada şöyle derler "نصحت العسل"  yani “Balı mumundan arındırdım (safileştirdim.)” Bir görüşe göre de “Elbisesini dikti” manasında olan "نصح الرجل توبه"  cümlesinden alınmıştır. Bu durumda nasihat edenin nasihati, elbisenin tamir edilmesine benzetilmiş olur.

"أئممة" Müslümanların önderleri ve hüküm sahipleri

"عامتهم" Önderlerin dışındaki sair Müslümanlar.

HADİS-İ ŞERİFİN IŞIĞINDA

1) Allah İçin Olan Nasihat:

Allah Celle Celaluhu’ya ve ortağının olmadığına inanmak, sıfatlarında herhangi bir inkâra kalkışmamak, bütün kemal ve celal sıfatlarıyla vasf etmek, bütün noksanlıklardan O’nu tenzih etmek, ibadeti O’na has kılmak, O’na itaat etmek ve isyandan sakınmak, O’nun için sevmek ve O’nun için buğz etmek, O’na itaat edenlere dost, isyan edenlere düşman olmaktır. Müslümanın bunlara sözlerinde ve fillerinde uyması, dünya ve ahirette hayır elde etmesine vesile olur. Zira Allah Celle Celaluhu nasihatçilerin nasihatlerine muhtaç değildir.

2) Allah’ın Kitabı İçin Olan Nasihat:

Allah Celle Celaluhu katından indirilen bütün semavi kitaplara inanmaktır. Ayrıca Kur’an-ı Kerimin de o kitapların sonuncusu ve onların şahidi olduğuna inanmaktır. Kur’an-ı Kerim Allah Celle Celaluhu’nun mucize olan kelamıdır. Allah Celle Celaluhu onu sinelerde ve sayfalarda muhafaza etmiş ve bunu sorumluluğuna almıştır. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Şüphesiz o Zikr’i (Kur’an’ı) biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr: 9) 

Müslümanın Kur’an-ı Kerim için nasihati şu şekilde olur;

a) Onu okumak ve ezberlemekle olur. Çünkü okunuşunda ilim ve mağfiret elde edilir. Nefsin temizliği sağlanır, kalp berraklaşır ve takva ziyadeleşir. Kur’an-ı Kerim’i okumada amel defterine yazılan çok hasenat vardır. Kıyamet günündeki intizarında bulduğu ve elde ettiği Kur’an’ın şefaati vardır. İmam Müslim’den rivayetle, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem: “Kur'an’ı okuyunuz. Zira Kur’an kıyamet günüde kendisini okuyanlara (dostlarına) şefaatçi olarak gelir.” diye buyrulmuştur. Kur’an-ı Kerim’in ezberlenmesinde Kur’an’ın nuru ile kalplerin imarı ve Müslümanın elde edeceği büyük bir şeref, kadir ve kıymet vardır. Bu sayede Müslüman dünyada insanları aydınlatan bir ışık, ahirette de ezberlediği sûre ve ayetler miktarınca kendisine yükseleceği üstün makam sahibi olur. Ebu Davut ve Tirmizi’den rivayetle, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Kur’an’ın sahibine  (hafızına)  “Oku ve yüksel! Dünyada tertil üzere okuduğun gibi yine tertil üzere oku! Çünkü makamın okuyacağın son ayetin yanındadır” denilir” buyurmuştur.

b) Nefiste daha iyi yerleşecek ve kalpte yankı bulacak bir şekilde güzel bir sesle, dikkat ederek ve yavaş yavaş okumakla olur. İmam Buhari’den rivayetle Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Kur’an-ı Kerim’i güzel okumayan bizden değildir” buyurmuştur.

c) Manasını düşünmek ve ayetlerini anlamakla olur. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?”  (Muhammed: 24)

d) Kur’an-ı Kerim’i korumadaki sorumluluğu yerine getirmek üzere onu Müslüman nesillere öğreterek, Kur’an’a karşı nasihatini yerine getirebilir. Kur’an-ı Kerim’in öğrenilmesi ve öğretilmesi, izzetimizin ve mutluluğumuzun yoludur. İmam Buhari’den rivayetle Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “En hayırlınız Kur’an-ı öğrenen ve öğreteninizdir” buyurmuştur.

e) Anlamak ve amel etmekle, Kur’an-ı Kerim’e karşı nasihat eda edilir. Anlamaksızın okumanın faydası yoktur. Amel etmeksizin anlamanın da faydası yoktur. Kur’an-ı Kerim’in olgunlaşmış semerelerine, ancak Kur’an’ı anlayıp amel ettikten sonra ulaşabiliriz. Öğrenip amel etmemek yakışık almaz ve çirkin bir durumdur. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir.”  (Saf: 2-3)

3) Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem İçin Olan Nasihat:

Bu nasihat Peygamberliğini tasdik etmek, getirdiği Kur’an-ı Kerim’in ve sünnetinin tümüne iman etmek, O’nu sevmek ve O’na itaat etmekle olur. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’ı sevmek, Allah’ı Celle Celaluhu sevmek demektir. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin…” (Âl-i İmran: 31) 

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’e itaat, Allah Celle Celaluhu’ya itaat etmek demektir. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Kim peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur…” (Nisa: 80)

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in vefatından sonra onun için yapılacak nasihat, Müslümanların evlerinde onun hayatını okumaları, onun ahlakıyla ahlaklanmaları, adabıyla edeplenmeleri, sünnetine söz ve amelle riayet etmeleri, hayatından ve yaşantılarından dersler, ibretler ve öğütler çıkarmaları, sünnetini insanlar arasında yaymaya çalışmaları, düşmanlarının töhmetlerini, batıl yolda onların iddialarını ve gafillerin bid’atlarından onu uzak tutmaları ve tenzih etmeleriyle olur.

4) Müslüman Önderler İçin Olan Nasihat:

Müslümanların önderleri, ya bizzat yöneticiler veya onların vekilleri veyahut âlimler ve salihler olur.

Müslüman yöneticilerin Müslümanlardan olmaları vaciptir. Ta ki itaatleri vacip olsun. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “…Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre (idarecilere) de…” (Nisa: 59) Onlara olan nasihatimiz onların ıslahını, doğruluklarını ve adil olmalarını istememizdir. Bunu onların şahıslarına olan sevgimizden ve onlardan göreceğimiz bir menfaate binaen değil, aksine ümmetin adil bir yönetim gölgesinde toplanmasını sevmemize, ümmetin ayrılığını istemeyişimize ve insanların zalim yöneticilerin hükmü altında zayi olmalarına razı olmayışımıza binaen yapmalıyız. Onlara nasihatimiz hak üzere onlara yardımcı olmak, itaat etmek, hakkı hatırlatmak, yumuşaklılıkla, hikmetle ve güzellikle onları uyarmamızla gerçekleşir. Zira yöneticilere nasihat etmeyen bir ümmette hayır yoktur. Halkını küçük düşüren ve hafife alan, nasihatçileri susturan, kulaklarını hak sözü işitmeye kapatan, hatta hakkı hiç kimseden duymak istemeyen yöneticilerde de hayır yoktur. Ümmet, bölük pörçük olduğu zaman, yöneticilere karşı nasihat görevini yerine getiremez. Böylece yöneticiler tağutlaşır ve nasihat kabul etmezler. Bunun sonucu zillet, yıkım, hezimet ve küçülmektir. Bu durum, Ümmet-i Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem İslam’dan kopup uzaklaştığı ve İslam düşüncelerinin insanların sözlerinde ve fiillerinde etkisini yitirip, değişikliğe uğradığı her zaman var olacaktır. 

Âlimler ve salihlere gelince, onların Kur’an-ı Kerim’e, sünnete ve Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’e karşı sorumlulukları büyüktür. Sapık düşünceleri Kur’an ve sünnetle gidermeleri, heva ve heveslerin tümüne muhalefet etmeye çağıran Kur’an ve sünnetten delilleri beyan etmeleri gerekir.

Âlimler, âlimlerin sürçmelerinden kaynaklanan zayıf görüşleri çürütmeleri, Müsned ve Sünen kitaplarında rivayet edilen hadislerin sahih ve zayıf olanlarını beyan etmeleri gerekir. Bu görüşlerin çürüklüğünü ve hadislerin durumunu, onları Cerh (1) (1) Hadis Usulünde ravinin adaletinin ve zabtının iyi olmadığını söylemek ve adaletten düşürmektir (Çeviren) / Ta’dil (1) (1) Hadis Usulünde ravinin adaletli olduğunu beyan etmektir (Çeviren) / ve Hadis illetlerinin kanunlarına tatbik etmekle yapabilirler.

Âlimlerin yöneticilere nasihat etmek ve onları Allah Celle Celaluhu’ın Kitabına ve Rasûlü Sallallahu Aleyhi Vesellem’nün sünnetine davet etmek hususundaki mesuliyetleri daha büyük ve daha ağırdır.

Yöneticilerin yüzüne karşı hakkı söylemediklerinde ve bu mesuliyetlerinde kusur işlediklerinde, Allah Celle Celaluhu onlardan hesap soracaktır. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Cihadın en üstünü zalim sultana karşı hakkı söylemektir” buyurmuştur. Âlimler yöneticilerin zulüm vasıtası olurlarsa, onların borazanlığını yaparlarsa, yöneticilerin zulmünde onları destekleyip överek yöneticilerin sapmalarına vesile olurlarsa, Allah Celle Celaluhu onlardan hesap soracaktır. Âlimlerin kafilesinde zayıf olarak bulunmakla, yöneticilerin hizmet kafilesinde kuyruk olmak arasındaki fark çok büyüktür. 

Âlimlere karşı olan nasihatimiz, omuzlarında bulunan bu sorumluluğu onlara hatırlatmak, güvenilir oldukları müddetçe hadislerden rivayet ettiklerini tasdik etmek ve onları zemmetmekten ve kötülemekten dilimizi korumakla olur. Çünkü onlara yapacağımız saldırılar, hakaretler ve kötü sözler heybetlerini kırar ve onları töhmet altında bırakır.

5) Müslümanlar İçin Olan Nasihat:

Bu nasihat onları dünya ve ahiret işlerinde faydalı olan şeylere yöneltmekle olur.

Üzülerek belirtmeliyiz ki, Müslümanlar birbirlerine nasihat etme noktasında gevşek davranıyorlar. Bilhassa ahiretleriyle ilgili meselelerde bu acı gerçek çok açık bir şekilde görünüyor. Bütün çabalarını ve gayretlerini dünyevi kazanımları ve onun süslerini elde etmeye hasretmişlerdir.

Sadece dil ile nasihat etmekle yetinmemeliyiz. Bilakis bunu amellerimizle de yapmak zorundayız. İslami toplumda nasihat, ayıp ve kusurları örtmek, zarar verici şeyleri engellemek, fitne ve fesadın önüne set çekmek, faydalı şeylere yöneltmek, iyiliği emredip kötülükten nehyetmek, büyüklere saygı göstermek, küçüklere şefkatli davranmak, kıskançlığı ve aldatmayı terk etmek şeklinde ortaya çıkar. Velev ki bu ameli nasihatler, nasihat edenin malına ve dünyasına zarar verse bile, bundan geri kalınmamalıdır.

6) Nasihatlerin En Büyüğü:

Müslümanlar arasındaki nasihatlerin en büyüklerinden biri, kendisiyle istişarede bulunan kardeşine nasihat etmek ve onu doğruya yöneltmektir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Sizden biriniz kardeşinden nasihat istediği zaman, ona nasihat etsin” buyurmuştur. Nasihatlerin en büyüklerinden biri de onu savunmak ve yardım etmek suretiyle kardeşine gıyabında nasihat etmektir. Zira gıyapta yapılan nasihat, nasihatçinin doğruluğunu ve samimiyetini gösterir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Müslümanın Müslüman kardeşinin üzerindeki haklarından biri gıyabında ona nasihat etmektir. (Yani onu savunmak ve yardım etmektir)” buyurmuştur.

7) Nasihat Konusunda Âlimlerin Güzel ve Veciz Sözleri:

Hasan Basri Radiyallahu Anh şöyle der: “Kardeşine güç yetiremediği şeyi emrettiğin sürece, ona hakkıyla nasihat etme hakkını ifa edemezsin.” Sahabelerden bazıları “Nefsimi kudret elinde tutana yemin olsun ki –eğer isterseniz Allah adına da yemin ederim- Allah’a en sevgili kullar, Allah’ı kullarına sevdiren, kulları da Allah’a sevdiren ve nasihati kendilerine görev bilenlerdir” demişlerdir.

Ebu Bekr Müzni der ki: “Ebu Bekir Radiyallahu Anh sahabelere oruçla ve namazla üstün olmadı. Ancak, kalbinde bulunanla üstün oldu. Zira onun kalbinde Allah’ın sevgisi ve mahlûkata nasihat vardı.”

Fudayl b. İyaz der ki: “Yanımızda başarıya ulaşanlar çok namaz kılmak ve oruç tutmakla ulaşmadılar. Bilakis cömertlik, gönüllerinin temizliği ve ümmete nasihatleri vasıtasıyla başarıya ulaştılar.”

8) Nasihatin Adabı:

İslam’da nasihatin adaplarından birisi, Müslümanın Müslüman kardeşine gizlice nasihatte bulunup uyarmasıdır. Zira kim bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah Celle Celaluhu hem dünya hem de ahirette onun ayıplarını örter.

Bazıları şöyle demiştir: “Kim kardeşine, baş başa kaldıklarında vaazda bulunup uyarırsa, bu nasihattir.  İnsanların yanında onu uyarırsa, kardeşini yermiş ve kötülemiş olur.” Fudayl b. İyaz şöyle der:  “Mümin gizler ve nasihat eder. Facir ise rezil eder ve ayıplar.”

9) İbn Battal’ın dediği gibi, hadis-i şeriften şunlar anlaşılmaktadır:

a) Şüphesiz nasihat dindir ve İslam’dır. Din ise, sözlerden meydana geldiği gibi fiillerden de meydana gelir.

b) Nasihat farz-ı kifayedir. Dolayısıyla bazı Müslümanlar nasihati eda ederlerse, yeterli olur ve sair Müslümanların sorumluluğu kalkar.

c) Nasihatçi, nasihatinin kabul edileceğini, sözünün dinleneceğini, sevmediği bir şeyle karşılaşmayacağını bilirse, gücünün yettiğince nasihat etmek zorundadır. Eğer nasihat ettiğinde sıkıntıya uğrayacağından korkarsa, serbesttir. Dilerse nasihat eder, dilerse etmez. 

Çeviri: M. Salih ŞİMŞEK

hadis ehadis hadisi şerif hadis şerhi İmam Nevevi El-Vafi kırk hadis şerhi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır