Kırk Hadis Şerhi / Altıncı Hadis

İmam Nevevi'ni hazırladığı Kır Hadis isimli eserine Dr. Mustafa el-Buğa ve Muhyiddin Mistu tarafından yazılan ve El-Vafi ismini verdikleri modern şerhin tercümesini hadis hadis paylaşacağız inşallah.

Kırk Hadis Şerhi / Altıncı Hadis
Bu içerik 585 kez okundu.

                                                                                                                                                   الحديث السادس : الحلال والحرام 

عَنْ اَبِي عَبْدِ اللهِ النُّعْمَانِ ابْنِ بَشِيرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ يَقُولُ: «اِنَّ الْحَلاَلَ بَيِّنٌ وَاِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا مُشْتَبِهَاتٌ لاَ يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، فَمَنِ التَّقَى الشُّبُهَاتِ اِسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ، وَمَنْ وَقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ وَقَعَ فِي الْحَرَامِ، كَالرَّاعِي يَرْعَى حَوْلَ الْحِمَى يُوشِكُ اَنْ يَرْتَعَ فِيهِ، اَلاَ وَاِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى، اَلاَ وَاِنَّ حِمَى اللهِ مَحَارِمُهُ، اَلاَ وَاِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً اِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَاِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، اَلاَ وَهِيَ الْقَلْبُ» رواه البخاري ومسلم

HELAL VE HARAM

Ebu Abdullah Numan b. Beşir Radiyallahu Anh der ki: “Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’den işittim, şöyle buyurdu: “Şüphesiz helal açık ve bellidir. Haram da açık ve bellidir. Aralarında insanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini, ırzını korumuş olur. Şüpheli şeylere giren kişi harama girmiş olur. Koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, sürüsünün koruluğa girmesi ve ondan yemesi an meselesidir. Dikkat edin! Her Melik’in bir koruluğu vardır. Dikkat edin! Allah Celle Celaluhu’nun koruluğu da, haram kıldığı şeylerdir. Dikkat edin! İnsanın bedeninde bir et parçası vardır. Bu et parçası ıslah olduğunda bedenin tümü de ıslah olur. Bozulduğunda ise bedenin tümü bozulur. Dikkat edin! O et parçası kalptir.” (Buhari-Müslim)  

HADİSİN ÖNEMİ

Bu hadis-i şerifin konumunun azametinde ve faydasının çokluğunda icma edilmiştir. İslam’ın üzerine bina edildiği temel hadislerden biridir. Bir kısım Âlimler “Hadis-i şerif İslam’ın üçte biridir” demişlerdir. İmam Ebu Davud  “dörtte biridir” demiştir. Hadis-i şerifi dikkatli bir şekilde inceleyenler, İslam’ın tümünü kapsadığını göreceklerdir. Zira içinde helalin, haramın ve şüpheli şeylerin beyanıyla beraber, kalbi ıslah ve ifsat eden şeylerin de beyanı vardır. Bu da şeriatın hükümlerinin temel ve fer’i meselelerini bilmeyi gerektirir. Hadisi şerif vera’nın (1) (1) Şüpheli her şeyden sakınmak /  ve takvanın tercih edilip şüpheli şeylerin terk edilmesinde temel bir kaidedir.

HADİSTEKİ KELİMELERİN İZAHI

" بيّن " Açık ve belli manasındadır. Bir şeyin bizzat helal veya haram olması noktasında Allah Celle Celaluhu’nun ve Rasûlü Sallallahu Aleyhi Vesellem’in kesin bir beyanda bulunması veya ümmetin icma etmesi manasında kullanılmıştır.

" مشتبهات " " مشتبه " Kelimesinin çoğuludur. Haram veya helal olmasıyla ilgili belirsizlikten dolayı müşkül olan, haram mı helal mi olduğu bilinmeyen şeylerdir.

" لا يعلمهنّ " Delillerin çakışmasından dolayı insanlar hükmünü bilemezler. Bazen helale benzer, bazen de harama benzer.

" اتّقى الشّبهات " Yani onlardan uzaklaşmak ve kendisiyle bütün şüpheli ve müşkül şeyler arasına bir kalkan, bir mesafe koymaktır.

" استبرأ لدينه وعرضه " Irzına dil uzatılmasından ve dininin eksikliğinden korunmayı talep etmektir. Veya bu korunmanın hâsıl olmasıdır. Bu cümleyle insanlara ve Allah Celle Celaluhu’a taalluk eden meselelere işaret edilmiştir. Yani din lafzıyla Allah Celle Celaluhu’a taalluk eden, ırz lafzıyla da insanlara taalluk eden meseleler kast edilmiştir.

" وقع في الشّبهات " Yani bir yönüyle helale, bir yönüyle de harama benzeyen şüpheli şeyleri yapmaya cüret eder.

" الحمى " Sahibinin dışında birilerinin girmesinin yasak olduğu yer. Bir görüşe göre de Halifenin veya Vekilinin Mücahitlerin binekleri için koruduğu ve başkalarının girmesinin engellendiği toprak parçasıdır.

" يوشك " Yakındır ve an meselesidir. “Neredeyse” anlamına gelir.

" ان يرتع فيه " Yani sürüsünün koruluğa girmesi, ondan yemesi ve içinde kalmasıdır.

" محارمه " Yani Allah Celle Celaluhu’ın haram kıldığı günahlar.

" مضغة " Bir çiğnemlik et parçası.

HADİS-İ ŞERİFİN IŞIĞINDA

Helal apaçıktır. Haram apaçıktır. Aralarında şüpheli şeyler vardır. İmam Nevevi şöyle der: “Hadis-i şerifin manası şudur;

Eşyalar üç kısma ayrılır;

a) Helalliği açık olanlar; Öyle ki helal oluşunda hiçbir kapalılık yoktur. Ekmek yemek, konuşmak ve yürümek gibi…

b) Haramlığı açık olanlar; İçki içmek, zina etmek gibi…

c) Şüpheli olanlar; Yani helalliği ve haramlığı açık olmayanlar. Bundan dolayıdır ki, insanların çoğu bunu bilmezler. Âlimlerse, nassa dayanarak veya kıyas yoluyla bunu bilirler. Bir şey, hakkında kesin bir nass veya icma olmaksızın helal ve haram arasında gidip gelirse, müctehid ictihad ederek şer’i bir delile onu helal veya haramdan birine ilhak eder.

Şüpheli şeyleri terk etmek vera’dandır. Şüpheli olan veya faiz karışmış olan bir malla alış-veriş yapmamak ve mübahları da çokça yapmamak gibi. (1) (1) Mesela; Çokça konuşmak, çok mal biriktirmek, çokça gülmek v.s gibi mübahlar (Çeviren) / Bunları yapmayı terk etmek daha uygun olur.

Vesveseye sebep olan ve olma ihtimali uzak olan şeyleri haram kılmak, terk edilmesi istenen şüpheli şeylerden değildir.

Büyük bir beldenin kadınları içerisinde mahremi olabileceği endişesiyle onlardan biriyle evlenmeyi terk etmek ve necis olabileceği endişesiyle ıssız çöl gibi yerlerde bulunan suyu kullanmamak gibi. Bu tür davranışlar vera’ değil, bilakis şeytanın vesvesesidir.”

1) Şüphelilerin Kısımları:

İbn-i Münzir şüphelileri üç kısma ayırır;

a) Kişi o şeyin haram olduğunu bildiği halde daha sonra “Haramlığı devam ediyor mu, yoksa etmiyor mu?” diye şüpheye girer. Bu durumda yakini (kesin) bir şekilde hükmünü öğrenmedikçe, o şey helal olmaz. Örneğin birisini putperestin kestiği iki koyun gibi ki, hangisinin putperestin kestiğinde şüpheye düştük. Bu durumda putperestin kestiği koyunu kesin bir şekilde öğrenmedikçe herhangi birinden faydalanmak helal olmaz.

b) Bir şeyin helal olduğu bilinir de, haramlığında şüpheye düşülür. Örneğin boşanması hususunda şüpheye düşülen eş ve kesin olarak bilinen abdest hususunda bir hadesin (abdestsizliğin) meydana geldiği şüphesi gibi. Bu şüphenin hiçbir tesiri yoktur.

c) Haramlığı ve helalliği noktasındaki şüphenin eşit olduğu şeyler: Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in yere düşen hurmaları yememesi gibi. Bunlardan kaçınmak evladır. İmam Buhari ve İmam Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste, “Evime döndüm. Yatağımın üzerine düşmüş bir hurma gördüm. Yemek için ağzıma götürdüm, sonra sadaka olabileceğinden korktum. Onu attım (yemedim)” buyurmuştur. (1) (1) Zira sadaka, bilindiği gibi, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’a ve Ehl-i Beytine haramdır. /

2) Selefi Salihinin Şüphelilerin Terk Edilmesi Hususunda Söyledikleri Sözler:

Ebu Derda Radiyallahu Anh şöyle der: “Takvanın mükemmeli, kulun zerre ağırlığınca olan şeylerden de Allah’tan korkması, haram olabileceği endişesi ve haramla arasında kalkan olması için helal gördüklerinden bazılarını terk etmesiyle olur.”

Hasan Basri Radiyallahu Anh “Haram olabileceği korkusuyla birçok helali terk ettikçe, muttakilerden takva zail olmaz” der.

Sevri Radiyallahu Anh de “Sakınılmayan ve korkulmayan şeylerden korktukları ve sakındıkları için “Muttakiyn” olarak isimlendirilmişlerdir” der.

İbn-i Ömer Radiyallahu Anh şöyle der: “Ben kendimle haram arasına helalden bir perde koymayı seviyorum. O perdeyi yırtmam.”

Süfyan b. Uyeyne Radiyallahu Anh “Kul, kendisiyle haram arasına helalden bir perde koymadıkça, günahı ve ona benzeyeni terk etmedikçe imanın hakikatine ulaşamaz” der. Rivayetle sabittir ki, Hz. Ebu Bekir Radiyallahu Anh, hakkında bilgisi olmayan şüpheli bir şey yedi. Farkına vardığı anda elini ağzına koyup yediğini kustu.

İbrahim b. Edhem Radiyallahu Anh’e “Niçin zemzem suyundan içmiyorsun?” diye soruldu. Cevaben,  “Benim kendime ait kırbam olsaydı içerdim” dedi. Bununla kırbanın sultanın malı olduğuna işaret etti.

Ashab-ı Kiram Radiyallahu Anhum ve onlara güzel bir şekilde tabi olan Selefi Salihin, şüpheli şeylerden şiddetle kaçınmışlardır. Böylece dinlerini bütünüyle koruma altına almışlardır.

3) Her Melikin Koruluğu Vardır: 

Şüphesiz Allah Celle Celaluhu’nun yeryüzündeki koruluğu haramlarıdır. Bu örneği zikretmekte amaç; görünmeyeni görünenle, soyutu somutla kıyaslamak ve muhatabın zihninde canlandırıp uyarmaktır. Çünkü Arap Melikleri sürülerinin otlatılması için belli koruluklar alırlar ve onlara yaklaşanları tehdit ederlerdi.  Melikin cezasından korkanlar, sürülerinin gireceği endişesiyle sürülerini koruluktan uzak tutarlardı. Melikin cezasından korkmayanlar ise, sürülerini koruluğun yakınlarına götürürlerdi. Hayvanları koruluğun etrafında otlatırlardı. İstekleri dışında sürü koruluğa girer ve oradan yerdi. Bunun üzerine Melik tarafından cezalandırılırlardı.

Allah Celle Celaluhu’nun da yeryüzünde koruluğu vardır. O da Allah Celle Celaluhu’nun haram kıldıklarıdır. Kim bunlardan birini işlerse, dünyada da ahirette de Allah’ın azabına müstehak olur. Kim de şüpheli şeyleri yapmak suretiyle haramlara yaklaşırsa, farkına varmadan haramlara girer.

4) Kalbin Islahı:

Bedenin ıslahı kalbin ıslahına dayanır. Zira kalp, insan bedenindeki en önemli organdır. Anatomi ve tıp bilimleri açısından bu noktada herhangi bir ihtilaf yoktur. Kalbin insanın görünürdeki yaşamının kaynağı olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Kalp sıhhatli olduğunda, düzenli bir şekilde bütün organlara kanı pompalar. Böylece afiyet ve selamette olur. Şafiiler bu hadis-i şerifi, aklın aslının kalpte bulunduğuna, başta bulunan aklın da kalpten olduğuna delil olarak getirmişlerdir.  Ayrıca şu ayet-i kerimeyi de, bu iddialarına delil olarak getirmişlerdir: "… Onların kalpleri vardır, bunlarla anlamazlar… (A’raf: 179)" Bu görüşe benzer bir görüş de felsefecilerden ve kelamcılardan hikâye edilmiştir.

Ebu Hanife ise, aklın beyinde olduğu görüşündedir. Buna benzer bir görüş tıpçılardan rivayet edilmiştir. Buna, beyin bozulduğu zaman, aklın da bozulmasını delil olarak göstermişlerdir. Bugünkü modern tıp ve anatomi ilimlerinde düşüncenin beyinde oluştuğu ortaya konmuştur. Zira organlar, beyinden gelen emirlerle hareket etmektedirler. Bununla beraber şüphesiz ki kalp, beyin de dâhil bütün organların yaşamının asli kaynağıdır.  Hadis-i şerif cesedin (bedenin) ve fikrin ıslahını kalbe bağlamakla, onları asıl kaynağına bağlamış oldu. Yukarıdaki ayet-i kerimede aklı kalbe dayandırıyor. Çünkü kalp uzak kaynaktır, beyin ise düşünceyle beraber olan yakın kaynaktır.

Hadis-i şerifte kastedilen kalbin manevi ıslahıdır. Amaç Allah Celle Celaluhu’nun dışında hiç kimsenin muttali olmadığı gizli hallerinden insanın içini ıslah etmesidir. “El Muinu Ala Tefehhumil Erbaine” kitabında İbn-i Mülakin eş-Şaffi şöyle der: “Kalbin ıslahı beş şeyle olur: Kuran-ı Kerimi düşünerek okumak, aç kalmak, gece namazı, seherlerde dua etmek ve salihlerle beraber oturmak. Ben derim ki; helal yemek hepsinin başıdır. Şunu diyen ne güzel demiştir: Yiyecekler amellerin tohumudur. Eğer helal olarak girerse, helal olarak çıkar. Haram olarak girerse, haram olarak çıkar. Şüphe olarak girerse, şüphe olarak çıkar.” 

Selim kalp, Allah Celle Celaluhu katında kurtuluşun adıdır. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar! Allah’a arınmış bir kalp ile gelen başka.” (Şuara: 88-89)                                               

Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi Vesellem duasında şöyle derdi: “Allah’ım! Senden selim bir kalp istiyorum.”

İmam Nevevi şöyle der: “Kalbin ıslahı takdir edilene razı olmamak, tamahkâr ve hırslı olmak, tuzak kurup hile yapmak, büyüklük taslamak, riyakârlık yapmak, alay etmek, kibirlenmek, cimri olmak, kıskançlık ve hased, kin ve aldatmak gibi batınî hastalıklardan uzak olmakla gerçekleşir.” 

İbn-i Receb der ki: “Selim kalp bütün çirkinliklerden ve kötülüklerden uzak olan kalptir. Öyle bir kalp ki, içinde Allah Celle Celaluhu’nun sevgisi ve korkusundan başka bir sevgi ve korku bulunmaz.” Hasan-ı Basri Radiyallahu Anh bir adama “ Kalbini tedavi et. Allah Celle Celaluhu’nun kullarından istediği kalpleri islahıdır.” demiştir.

Kalbin ıslah olmasıyla organlar da ıslah olur. Kalp ıslah olduğunda ve içinde sadece Allah Celle Celaluhu’nun iradesi tecelli ettiğinde, organlar Allah Celle Celaluhu’ın dilediği şeylerin dışında başka şeylerle uğraşmazlar. Allah Celle Celaluhu’nun razı olduğu şeylere koşuşur. Sevmediği ve kesin olarak bilmemekle beraber, sevmediğini zannettiği şeyleri de terk ederler.” (1) (1) Cevami’ul Ulum vel Hikem Sayfa: 65-66 /

5) Hadis-i şerif helal şeyleri yapmaya, haramlardan sakınmaya, şüphelileri terk etmeye, din ve ırz konusunda ihtiyatlı davranmaya, su-i zanna ve harama girmeyi gerektirecek şeyleri yapmamaya teşvik ediyor.

6) Akıl yetisinin ve nefsin içten ıslahına çağırmak, kalbin ıslahına çağırmak anlamına gelir.

7) Hadis-i şeriften harama götüren vesilelerin ortadan kaldırılması gerektiğini ve vesilelerin de haram olduğunu anlıyoruz.

Çeviri: M. Salih ŞİMŞEK

hadis hadisi şerif ehadis kırk hadis şerh imam nevevi çeviri el vafi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Baş ağrısı, bulantı ve kusmaya dikkat
Baş ağrısı, bulantı ve kusmaya dikkat