Kırk Hadis Şerhi / Beşinci Hadis

İmam Nevevi'ni hazırladığı Kır Hadis isimli eserine Dr. Mustafa el-Buğa ve Muhyiddin Mistu tarafından yazılan ve El-Vafi ismini verdikleri modern şerhin tercümesini hadis hadis paylaşacağız inşallah.

Kırk Hadis Şerhi / Beşinci Hadis
Bu içerik 604 kez okundu.

                                                                                                                                         الحديث الخامس: ابطال المنكرات والبدع    

عَنْ اُمِّ الْمُؤْمِنِينَ اُمِّ عَبْدِ اللهِ عَائِشَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللهِ e: «مَنْ اَحْدَثَ فِي اَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ» [رواه البخاري ومسلم] وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ: «مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ اَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ»

BİDATLARIN İPTAL EDİLMESİ

Müminlerin annesi Ümmü Abdullah Aişe Radiyallahu Anh'dan rivayetle, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur: “Kim şu emrimizde (İslam’da) onda olmayan bir şey uydurursa, o şey merduttur.” (Buhari-Müslim)

İmam Müslim'in başka bir rivayetinde “Kim hakkında emrimiz olmayan bir ameli işlerse, o amel merduttur” buyurmuştur.

HADİSİN ÖNEMİ

Bu hadis-i şerif İslamın esaslarından büyük bir esastır. Nasıl ki “Ameller ancak niyetlere göredir” hadis-i şerifi amellerin batını için bir ölçüdür ve Allah Celle Celaluhu'nun rızasının kastedilmediği bütün amellerde amel sahiplerine hiçbir sevap yoktur. Aynen böylede bu hadis-i şerif amellerin zahiri için bir ölçü ve bir mihenk taşıdır. Hakkında Allah Celle Celaluhu'dan ve Rasûlünden bir emir bulunmayan bütün ameller merduttur. Amel sahibinin yüzüne çarpılır. Allah Celle Celaluhu ve Rasûlü’nün izin vermediği ve dinde sonradan uydurulmuş şeyler İslam’dan değildir.

İmam Nevevi şöyle der: “Münkerleri ve bid'atları iptal etmek için bu hadis-i şerifi bir şahit olarak getirmek ve onu ezberlemek gerekir.”

İbn-i Hacer El-Heytemi şöyle der: “Bu hadis-i şerif, mana olarak faydası daha kapsamlı olan İslam kaidelerinden bir kaidedir. Çünkü bu hadis-i şerif şer'i bir hükmün çıkarıldığı bütün delillerde, külli (genel) bir ölçüdür.” 

HADİSTEKİ KELİMELERİN İZAHI

"من أحدث" Yani kendi nefsine ve hevasına göre icat etmek, uydurmak.

"في أمرنا" Yani AllahCelle Celaluhu'ın bizim için razı olduğu dinimizde ve şeriatımızda.

"ما ليس منه" Yani ona zıt olan ve onu bozan veya bu dinin genel kaidelerinden ve delillerinden hiç birinin uydurulan bu şeye şahitlik etmemesi ve onaylamaması.

"فهو رد" Yani batıl olduğundan ve itibara alınmadığından failine geri çevrilmiştir.

HADİS-İ ŞERİFİN IŞIĞINDA

1) İslam, Yeni Şeyler Uydurmak Yerine Tabi Olmayı Gerektirir:

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Cevami-ul Kelim” (1) (1) Cevamiul Kelim: lafızları az olmakla beraber manası çok olan demektir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem “Bana Cevamiul Kelim (az söyle çok şey ifade etme gücü) verildi” buyurmuştur. / sınıfından sayılan bu hadis-i şerifiyle aşırı gidenlerin saptırmasından ve batılperestlerin tahrifinden İslam’ı korumuştur. Bu Kur'an-ı Kerim’deki birçok ayete dayanmaktadır. O ayet-i kerimelerde, inat etmeden ve herhangi bir fazlalık katmadan Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in getirdiği hidayete tabi olmanın, kurtuluşun anahtarı olduğu kesin bir dille ifade edilmiştir. Allah Celle Celaluhu şöyle buyurur: “De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin…” (Âl-i İmran: 31) “İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır…” (En'am: 153)  

İmam Müslim “Sahih” isimli kitabında Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in hutbesinde şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Konuşmanın en hayırlısı Allah'ın kitabıdır. Hidayetlerin en hayırlısı Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem’in hidayetidir. İşlerin en şerlisi sonradan uydurulandır. Sonradan uydurulan her şey bid'attir. Her bid’at delalettir.” Beyhaki bu hadis-i şerifi şu fazlalıkla rivayet etmiştir: “Her bid'at ateştedir.”

2) Geri Çevrilen Ameller:

Hadis-i şerif, hakkında Şari'nin emrinin olmadığı bütün amellerin reddedildiğine dair açık bir hükümdür. Hadisin ibaresi, amellerin şeriatın hükümleriyle kayıtlandırılmasına ve ona uygun bir şekilde yapılmasına delalet eder. Mükelleflerin amellerini Kur'an-ı Kerim’de ve Sünnet-i Nebevi’de varid olan emirlere ve nehiylere göre düzenlemeleri gerekmektedir. En büyük sapıklık, amellerin şeriatın hükümlerinin kapsamından çıkması, onlarla kayıtlanmaması ve amellerin şeriata mahkûm değil de, şeriata hâkim bir duruma gelmesidir. Yani insanların inandığı gibi değil de yaşadığı gibi inanmasıdır. Bu gibi amellerin batıl ve merdut olduğuna hükmetmek bütün Müslümanlara vaciptir.  

Batıl ve mertud ameller iki kısma ayrılır;

a) İbadetler          

b) Muamelat

a) İbadetler; Allah Celle Celaluhu'nun ve Rasûlü’nün hükmünden bütünüyle çıkmış olan ibadetler sahibine geri çevrilir. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Yoksa, Allah’ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan  ortakları mı var? …” (Şura: 21)

Bu kısma şunları misal olarak verebiliriz. Şarkı dinlemek,  raks etmek, kadınların yüzüne bakmak ve ihramın dışında başını açmakla Allah Celle Celaluhu'a yakınlaşmaya çalışmak ve buna benzer asrımızın sapkınlıkları ve insanların uydurduğu şeyler... Bu insanlar Allah Celle Celaluhu'nun kalp gözlerini (basiretlerini) kör ettiği kişilerdir. Hak yola değil de şeytanın yoluna tabi olurlar. Uydurdukları sapıklıklarla ve fikirlerle Allah’a Celle Celaluhu yaklaştıklarını iddia ederler. Bunlar, sapıklıklarında Allah Celle Celaluhu'nun hakkında hiçbir delil indirmediği ve tamamen kendi uydurdukları ibadet ve yakınlaşma şekilleriyle Arap müşrikleri gibidirler. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor: “Onların, Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. …” (Enfal: 35)

Bazıları ibadetle yakınlaşmaya vesile olan şeylerin, ibadetlerin dışında da mutlak olarak yakınlaşma vesilesi olduğunu zannederler. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem zamanında bir adam güneş altında oturmadan ayakta duracağına, gölgelenmeyeceğine ve oruç tutacağına dair adakta bulundu. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem ona: “oturmasını, gölgelenmesini ve orucunu tamamlamasını” emretti. 

Fıkıh kitaplarında İslam’daki ibadet hükümlerinin geniş bir açıklaması ve hangilerinin, Allah Celle Celaluhu'nun belirttiği hükümlerden eksiltme ve ziyade edilme sebebiyle batıl ve merdut olduğu mevcuttur.

b) Muamelat; Akitler ve akitlerin fesh edilmesi gibi meydana gelen muameleler. Bütünüyle şeriata aykırı olan muameleler batıl ve merduttur. Bunun delili, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem zamanında meydana gelen şu hadisedir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'a, bilinen zina haddini mal ve mülkten fidye vermeye çevirmek isteyen bir adam geldi. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem hemen bunu reddedip teklifini geri çevirdi.  

İmam Buhari ve Müslim rivayet eder ki; “Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’a gelerek şöyle dedi: “Oğlum, eşiyle zina etmek suretiyle falancaya zulmetti. Buna karşılık ben yüz koyun ve hizmetçiyi fidye olarak verdim.” Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu; “ Yüz koyun ve hizmetçi sana geri çevrilmiştir (Kabul edilmemiştir). Oğlunun cezası yüz sopa ve bir yıllık sürgündür.”

Şeriatın nehyettiği ve akdi yapanların rükûnlerinden bir rükûnunu ya da şartlarından bir şartını ihlal ettiği bütün akidler batıl ve merduttur. Bunun tafsilatı Fıkıh kitaplarında mevcuttur.

3) Makbul Ameller:

Burada şeriatın hükümlerine aykırı olmayan ve sonradan ortaya konmuş olan bazı ameller vardır ki, şeriatın engellemesi bir yana, bu amelleri teyit eden şer’i deliler ve kaideler vardır. Bu ameller sahibine geri çevrilmez. Bilakis övülür ve kabul edilir. Sahabeler Radiyallahu Anhum böyle olan birçok şey yaparlardı. Bunları caiz görürler ve makbul olduğu noktasında icma ederlerdi. Bunun en açık örneği Hz. Ebu Bekir zamanında Kur’an’ın tek bir mushafta toplanması, Hz. Osman zamanında ise, bu mushaftan birer nüsha yazılıp Kurralarla beraber şehirlere gönderilmesidir. Bunun gibi nahiv, feraiz, matematik, tefsir ilimleri yazmak, hadisin metinleri ve isnadları üzerine konuşmak, kitap yazmak, şeriatın temel kaynaklarında kullanılan nazari ilimleri oluşturmak, insanların yaşamlarında faydalandığı ve kendisiyle güç ve kuvvetin hazırlanmasına, yeryüzünün imar edilmesine, şeriatın hâkim kılınmasına ve Allah Celle Celaluhu’nun indirdikleri ile hükmedilmesine ulaştığı faydalı, deneysel (tecrübi) ilimleri oluşturmak da bu kısımdandır.

4) Yerilmiş Olan Bid’at ve Övülmüş Olan Bid’at:

Reddedilen ve kabul edilen amellerden bahsettikten sonra şu kesin ve açık neticeye varıyoruz: Şüphesiz bazı uydurulmuş muhalif ameller mevcuttur. Bunlar kötü bid’atlar ve sapıklıklardır. Sonradan ortaya konmuş bazı ameller de vardır ki, şeriata muhalif değildir. Bilakis şeriata muvafık ve şeriatça makbüldür ve övülmüştür. Bunlardan mendup olanda var, Farz-ı kifaye olanda var. Bu konuda İmam Şafii Radiyallahu Anh şöyle diyor “Kitab’a, Sünnet’e, İcma’a muhalif olan ve sonradan uydurulmuş şey bid’attır, dalalettir. Sonradan ortaya konmuş olan ve Kitab’a, Sünnet’e ve İcma’a muhalif olmayan her hayırlı şey ise övülmüş olan bid’attir.”

Reddedilen bid’at, İslam’ın maksatlarına olan muhalefetine, fesadına ve zararına göre, kimi zaman mekruh kimi zaman da haram olur. Bazen insanı küfre ve sapıklığa sürükler. Mesela vahyi ve Allah Celle Celaluhu’nun şeriatını inkâr eden beşeri kanunların hüküm sürmesi için mücadele eden ve Allah Celle Celaluhu’nun şeriatıyla hükmedildiği zaman zayıflığın ve geri kalmışlığın meydana geleceğine inanan topluluklara, cemaatlere ve teşkilatlara üye olmak gibi. Tasavvuf iddiasında bulunup, şer’i sorumluluklarda gevşekliği helal gören, Allah’ın helal ve haram kıldığı sınırları gözetmeyen ve bunun dışında sapıklığa ve küfre götüren söz ve davranışlarda bulunan topluluklara intisap etmekte insanı küfre ve sapıklığa sürükler. 

Genel olarak avam insanların pınar, ağaç ve türbe gibi bazı şeylere tazimde bulunmaları, onlardan bereket ummaları ve onların fayda sağlayacağına itikat etmeleri merdud bid'atlardandır. Sahih olarak rivayet edilmiştir ki, Sahabeler Radiyallahu Anhum Huneyn’den önce Sedir ağacına uğradılar. (1) (1) Sedir Ağacı: Dağ selvisi, hünnab / Müşrikler bu ağaca tazimde bulunuyor ve silahlarını asıyorlardı. Sahabeler,  “Ya Rasûlullah! Müşriklerin silahlarını astığı yer gibi, bize de silahlarımızı asacağımız bir yer yap” dediler. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem cevaben şöyle dedi: “Allahu ekber! Bu, Musa’nın kavminin dediği “Onların ilahları gibi bizim için bir ilah yap” sözü gibidir.” Sonra “Şüphesiz siz cahillik eden kavimsiniz, sizden önce geçenlerin yoluna uyacaksınız” buyurdu.

5) İmam Müslim’in “Kim hakkında emrimiz olmayan bir ameli işlerse, o amel merduttur” rivayetinin faydası şudur; Bid’ate bulaşmış bazı inatçılar, birinci rivayetle, o bid’atlerinin üzerine delil getirerek diyorlar ki, “Biz dinde yeni bir şey çıkarmamışız.” Biz de onlara İmam Müslim’in bu rivayetini okuyoruz. Böylece mesele anlaşılmış oluyor.

6) Hadisten, şeriata uygun olmayan bir bid’ati dinde ortaya çıkaran kişi o bidatin günahını kazandığını, yaptığı amelin reddedildiğini ve tehdide müstahak olduğunu anlıyoruz.

7) Hadis-i şerif nehyin fesadı iktiza ettiğini ifade ediyor.

8) İslam dini eksikliği olmayan mükemmel bir dindir.

Mütercim: M. Salih ŞİMŞEK

hadis ehadis hadisi şerif kırk hadis şerh imam nevevi el vafi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır