Kırk Hadis Şerhi / Üçüncü Hadis

İmam Nevevi'ni hazırladığı Kır Hadis isimli eserine Dr. Mustafa el-Buğa ve Muhyiddin Mistu tarafından yazılan ve El-Vafi ismini verdikleri modern şerhin tercümesini hadis hadis paylaşacağız inşallah.

Kırk Hadis Şerhi / Üçüncü Hadis
Bu içerik 274 kez okundu.

 

الحديث الثالث:

أركان الإسلام ودعائمه العظام

عَنْ اَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدِ اللهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ e يَقُولُ: «بُنِيَ اْلإِسْلاَمُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ  أَنْ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ، وَإِقَامِ الصَّلاَةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَحَجِّ الْبَيْتِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ». [رواه البخاري ومسلم]

İSLAM’IN RÜKÛNLERİ VE TEMEL DİREKLERİ

Ebu Abdurrahman Abdullah b. Ömer bin Hattab Radiyallahu Anh'dan rivayet edilmiştir: “Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem'den işittim ki, şöyle buyuruyordu: “İslam beş şey üzerine bina edilmiştir; Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in onun Rasûlü olduğuna şehadet etmek, namazı ikame etmek, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan orucunu tutmak” (Buhari-Müslim)

HADİSİN ÖNEMİ

Bu hadis-i şerif, gerçekten de önemi büyük bir hadistir. İslami hükümleri içinde barındıran temel bir kaidedir. Çünkü bu hadis-i şerifte dinin marifeti, dayandığı şeyler ve bütün rükûnleri mevcuttur. Bu rükûnler Kur'an-ı Kerim tarafından da belirtilip kesinleştirilmiştir.

HADİSTEKİ KELİMELERİN İZAHI

"بني" Meçhul sigadaki mazi fiildir. “Tesis edilmiştir” manasına gelir.

"على خمس" Başka bir rivayette "على خمسة" şeklinde gelmiştir. Yani beş direk veya beş rükûn manasındadır. "على" kelimesi "من" manasında kullanılmıştır.

"شهادة" İkrar etmek, tasdik etmek manasındadır.

" إقام الصلاة " Namaz kılmaya devam etmek, şartlarını, rükûnlerini, sünnetlerini ve adabını eksiksiz bir şekilde yerine getirmek.

HADİSİN IŞIĞINDA

1) İslam’ın Binası:

Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem getirdiği İslam dinini -ki, bu din sayesinde insan, küfürden kurtulur, cennete girmeye ve cehennemden uzaklaşmaya hak kazanır- sağlam temel ve sütunlar üzerine kurulmuş olan bir binaya benzetmiştir. İslam’ın üzerine ikame edildiği kaideleri de beyan etmiştir. Bu kaideler şunlardır;

a) Allah Celle Celaluhu'dan Başka İlah Olmadığına, Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem’in Allah'ın Rasûlü Olduğuna Şehadet Etmek; Bunun manası Allah'ın varlığını ve birliğini ikrar etmek ve Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem’in risaletini tasdik etmektir. Bu rükûn diğer rükûnlerin esası gibidir. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: “Allah Celle Celaluhu’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem’ın Allah'ın Rasûlü olduğuna şehadet edinceye kadar insanlara karşı savaşmakla emrolundum” (Buhari- Müslim)

Bezzar'ın tahric ettiği sahih bir hadiste Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: “Kim halisane bir şekilde “Lailaheillallah” derse, cennete girer”

b) Namazı İkame Etmek; Kastedilen namazı gözetmek, vaktinde kılmak, şartlarına, rükûnlerine, sünnetlerine ve adabına riayet ederek eksiksiz eda etmektir. Böylece bu namaz Müslümanın nefsinde semeresini verir. Müslüman fuhşiyatı ve kötülükleri terk eder. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor. “… Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor.”   (Ankebut: 45)

Namaz Müslümanın şiarı, müminin nişanıdır. İmam Müslim ve başkalarının tahric ettiği bir hadiste Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: “Kişiyle şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır.” Ebu Nuaym'ın tahric ettiği hasen bir hadiste Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: “ Namaz dinin direğidir.”

c) Zekât Vermek; Zekât nisaba ulaşmış, eda ve vucubiyet şartlarını barındıran bir maldan fakirlere ve diğer hak sahiplerine verilen belirlenmiş bir paydır. Allah Celle Celaluhu müminleri vasfederken şöyle buyurur. “Onlar ki, zekâtı  öderler.” (Mûminun: 4) “Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.(Mearic: 24)                                     

Zekât toplumsal adaleti gerçekleştiren mali bir ibadettir. Fakirlere, yoksullara ve muhtaçlara verilir. Böylece Müslümanlar arasında sevgi, şefkat, hürmet hüküm sürer.

d) Hacca Gitmek; Hac Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin ilk on gününde Mescid-i Haram olan Kâbe’ye gitmeyi kastetmek ve Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in beyan ettiği hac ibadetlerini yerine getirmektir.

Hac ferdi ve içtimai birçok faydanın gerçekleşmesine vesile olan mali ve bedeni bir ibadettir. Bütün bunların ötesinde Hac; Büyük İslam Kongresi’dir. Bütün beldelerden gelen Müslümanların kaynaşmasını sağlayan büyük bir fırsattır. Allah Celle Celaluhu şöyle buyuruyor. İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (onları kurban ederken) Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.”  (Hac: 27-28)               

Bundan dolayı Hacc’ın mükâfatı çok büyüktür. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur; “Kabul edilmiş bir Hacc’ın mükâfatı, cennetten başkası değildir.”

Hacc hicretin 6. senesinde, “… Yolculuğa gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.” (Âl-i İmran: 97) ayet-i kerimesiyle farz kılınmıştır.

e) Ramazan Ayının Orucunu Tutmak; Oruç hicretin 2. senesinde “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. …) (Bakara: 185) ayet-i kerimesiyle farz kılınmıştır.

Oruç nefsin temizliğini, ruhun yüceliğini ve bedenin sıhhatini sağlayan bir ibadettir. Oruç Allah Celle Celaluhu'ın emrine tutunmak ve O'nun rızasını kazanmak amacıyla kendisini tutanların günahlarına kefaret ve cennete girmelerine sebep olur. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: “Kim Ramazan Orucunu inanarak ve sevabını Allah Celle Celaluhu'dan umarak tutarsa geçmiş günahları affolunur.”

2) İslamın Rükûnleri Birbirleriyle Sıkı Sıkıya Bağlıdır:

Bu rükûnleri eksiksiz bir şekilde yerine getiren kimse imanı kâmil bir Müslüman olur. Hepsini terk eden kişi katiyen kâfir olur. Bunlardan birini inkâr eden kimse âlimlerin icmasıyla Müslüman değildir. Rükûnlerin tümüne iman eden; ancak Kelime-i Şehadetin dışında kalanları tembelliğinden dolayı ihmal eden kimse fasık olur. Zahiren amelleri yapan ve dalkavukça diliyle ikrar eden kimse münafıktır.

3) İbadetlerin Amacı:

İslam’daki ibadetlerde maksat şekilleri değildir. Bilakis maksat ibadetleri eda ederken kastedilen mana ve hedeftir. Dolayısıyla fuhşiyatı ve kötülükleri men etmeyen bir namazın faydası yoktur. Yalanı terk etmedikçe orucun oruçluya faydasının olmadığı gibi. Riya ve üstünlük için verilen zekât, yapılan Hacc da kabul edilmez. Bunları söylerken semere vermeyen bu ibadetlerin terk edilmesi gerektiğini kastetmiyoruz. Aksine amacımız ihlâsın kazanılması ve ibadetlerdeki o yüce maksadın gerçekleşmesidir.

4) İmanın Bölümleri:

Hadis-i şerifte zikredilenler İslam’daki her şeyi kapsamaz. Ancak önemine binaen özellikle bunlar zikredilmiştir. Bunların dışında birçok şey daha mevcuttur. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyuruyor: “İman 70 (yetmiş) küsur şubedir.” (Muttefekun aleyh) 

5) Hadis-i şerif İslam’ın inanç ve amelden müteşekkil olduğunu ifade ediyor. Amelsiz iman var olmayacağı gibi, imansız amelin de hiçbir faydası olmaz.

Mütercim: M. Salih ŞİMŞEK

hadisi şerif hadis ehadis kırk hadis kırk hadis şerhi el vafi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Elektrik ve doğalgazda ilk dönem zamlı geçti
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır
Amelin Çokluğu Değil, İhlâsın Varlığı Kurtarır